English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Efes’te inançları uğruna Panayır Dağı'ndaki bir mağaraya sığınan yedi genç ile köpekleri Kıtmir, yüzyıllar süren kutsal bir uykunun huzuruna daldılar.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, masallarda anlatılmayan, o devasa mermer sütunların gölgeleri arasına gizlenmiş bir sır var. Kulağını iyice yaklaştır... Tarih kitapları sana uyuyan yedi gençten ve mucizelerden bahseder, değil mi? Ama o mağaranın duvarlarında yankılanan, aslında bir başkaldırının fısıltısıdır.
Yemliha, Mislina, Mürselina, Mernuş, Tebernuş, Sazenuş ve Kefeştatayuş... Bir de sadık yoldaşları Kıtmir. Onlar, kralların ve imparatorların "senin gibi düşünmeyen, yaşamayandır" diyen zorbalığından kaçanlardı. Söyle bana güzel evladım, bir insan neden evini, yatağını, gün ışığını terk edip karanlık bir taşa sığınır? Çünkü Decius gibi güç tutkunu olanlar, insanların zihinlerine kendi mühürlerini basmak isterler. Onlar için sen bir birey değil, sadece bir sayıdan ibaretsin.
Efes'te, o zamanlar Artemis’in altın dolu tapınakları birer banka gibi çalışırken, yoksulun lokmasına göz diken o koca eller, bu yedi genci sindirmeye çalıştı. İnsanlar, güç sahiplerinin "doğru" dediğine inanmaya zorlandıklarında, aslında ruhlarını da o güç sahiplerine teslim ederler. Paulus ya da Yuhanna gelip yeni bir umut fısıldadığında, bu gençler sistemin dişlileri arasında ezilmemek için o dağın eteklerine çekildiler. Bir tas üzüm suyu (şarap) tadında olsa gerek o dinginlik; çünkü huzur, otoritenin ulaşamadığı yerdedir.
Yüzyıllar sonra uyandıklarında, ellerindeki o eski para, aslında zamana karşı bir isyandı. Mernuş şehre indiğinde, insanların ona "hırsız" ya da "kalpazan" demesi bir tesadüf mü sanıyorsun? Hayır! Sistem, kendisine ait olmayan, kendi yasalarıyla mühürlenmemiş hiçbir şeyi kabul etmez. Kendi zamanlarının dışından gelen o parayı, o "başka" olma halini, korkuyla ve nefretle karşıladılar. Çünkü bir düzen, ancak herkesin aynı şekilde "uyumasıyla" ayakta kalabilir.
İmparator Theodosius gelip onları kutsadığında, bu aslında onların özgürlüğünün sonu oldu. İktidar, başına buyruk olanı sevmez; onu ya yok eder ya da efsaneleştirip bir vitrin süsü haline getirir. Onları birer "mucize" ilan ederek, gerçek hikayelerini, yani o baskıcı sisteme karşı sığınak arayan yedi gencin hüzünlü ve vakur duruşunu silip attılar.
Şimdi anlıyor musun, koca gözlü evladım? Gerçek; bazen bir mağaranın karanlığında, tüm dünyanın gürültüsünden uzakta, sessizce bekleyen o uykudadır. Güçlü olanların sana "mucize" dediği her şey, aslında bir başkaldırının örtülmüş yüzüdür. Kıtmir, o kadim bekçi, belki de hala uyumuyordur; sadece dünyanın yeniden "insanca" olacağı o günü bekliyordur.
Unutma, bazen uyumak, gördüğün dünyadan daha gerçek bir yere kaçmaktır.