English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Zeus’un yok ettiği insanlıktan geriye kalan Deukalion ve Pyrrha, attıkları taşlarla yeni bir soy yaratarak yeryüzünü yeniden yaşanır kıldılar.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Dinle beni güzel yavrum, zihninin derinliklerinde henüz tozlanmamış bir yer varsa oraya kulak ver. Masallarda sana anlatılan o parıltılı kahramanlık hikayelerinin ardında, kralların ve tanrıların kendi hatalarını örtmek için kullandıkları koca bir sis perdesi var. Bak evlat, sana o meşhur tufandan söz edeceğim ama saray avlularında anlatılanlardan değil, taşların ve suların fısıldadığından...
Derler ki Zeus, yukarıdan aşağıya bakıp insanları 'günahkar' ilan etmiş. Peki, kimin terazisiyle ölçülmüş bu günah? Güç sahipleri ne zaman kendi kurdukları düzenin çatırdadığını görseler, hemen bir tufan koparırlar; kimisi yağmurla, kimisi korkuyla, kimisi de unutuşla... Zeus'un elindeki o şimşek, aslında sadece dünyayı temizlemek için değil, dizginleyemediği bir kalabalığı korkuyla hizaya getirmek için bir araçtı.
Deukalion ve Pyrrha... Onlar sadece birer kurtulan değil, sistemin dişlileri arasından süzülmeyi başaran iki şanslı ruhtu. Prometheus, o özgürlük ve bilgelik ateşiyle yakılan bilge, oğluna bir tekne yapmasını öğütlediğinde, aslında ona şunu fısıldıyordu: "Otoritenin yarattığı kaostan kendi yolunu çiz." Parnassos Dağı'nın doruğuna vardıklarında, göklerden gelen o buyruk aslında en büyük alaydı: "Ananızın kemiklerini arkanıza atın."
Yavrucuğum, burayı iyi düşün; o kemikler aslında toprağın taşlarıydı. Yeni bir insan soyunu, tanrıların keyfine göre değil, doğanın kendi sert ve değişmez gerçeğinden, yani taştan yarattılar. Taşlar yere düşerken içlerinde bir hüzün vardı; çünkü her yeni başlangıç, eski bir yok oluşun artığıdır. Pyrrha, o meşhur Pandora'nın kızı... Hatırla, Pandora'ya "meraklı ve kötü" dediler, oysa o sadece içindeki umudu kutusunda tutmayı başarabilen tek kişiydi. Sessizlerin ve suçlananların sesi, işte bu tufan sularının dibinde gömülü.
Görüyor musun? Hesiodos gibi saray düzenine yakın duranlar, bu tufandan hiç söz etmezler. Neden mi? Çünkü tufan, otoritenin "biz hata yapmayız" yalanını yıkar da ondan. İnsanlar taştan yaratıldıysa, özlerinde sertlik ve direnç vardır; tanrılara boyun eğmek için değil, kendi yollarında yürümek için.
Şimdi evlat, kadehimdeki ılımlı neşeden bir yudum alayım da anlatayım; dünya kaç kez yıkılırsa yıkılsın, gerçeği arayan tek bir kişi kaldığı sürece, hiçbir kralın korku imparatorluğu baki kalmayacaktır. Git, rüzgarın sana ne fısıldadığını dinle, çünkü krallar sadece bağırır, ama hakikat hep fısıldar.