English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Uranos ve Gaia’nın çocukları olan Titanlar, evrenin temel düzenini kuran, doğaüstü güçlere sahip kadim tanrısal soylardır. Mitolojinin ana kökenidir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, masallarda anlatılmayan bir sır var... Çoğu kişi gökyüzüne bakıp tanrıların görkemli tahtlarını görür ama ben, elimde yorgunluktan kalma bir kadeh neşe ve aklımda bin yıllık tozlu hatıralarla, o tahtların aslında kimin sırtına basılarak kurulduğunu biliyorum. Gel, Titanlar’ın üzerine örtülen o ağır, altın yaldızlı perdeyi biraz aralayalım.
Uranos ve Gaia’nın çocukları olan o ilk soylu devler, yani Titanlar ve Titanides’ler... Kitaplar onlara 'uzananlar' veya 'öç alanlar' der; sanki varlıkları sadece bir kelime oyunundan ibaretmiş gibi. Oysa evlat, onlar doğanın ilk, vahşi ve dizginlenemez nefesiydi. Şehirleri kuran, sınırları çizen o kibirli tanrıların aksine, Titanlar yeryüzünün kendi ritmiyle atan kalbiydiler. Ne yazık ki, güç bir kez ele geçirilince, eski olan her şey 'azman' ya da 'ilkel' ilan edilerek tarihin karanlık dehlizlerine itilir.
Şu isimlere bak: Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetos ve zamanı yutan Kronos... Bir de yanında gökyüzünün ışığını taşıyan Theia, Rheia, Themis, Phoibe ve Mnemosyne. Kendi aralarında bir yuva kurdular, dünyanın hamurunu kendi elleriyle yoğurdular. Fakat sistem, onları sadece birer üreme aracı gibi görmemizi ister. Hesiodos’un o uzun listelerinde kaybolmanı isterler ki, bu figürlerin neden kenara itildiğini sorgulama.
Mesela Hyperion ve Theia’dan doğan Güneş, Ay ve Şafak... Onlar gökyüzünün süsü değil, evrenin bitmek bilmeyen döngüsüydü. Ya İapetos'un çocukları? Atlas göğü omuzlarında taşımaya mahkum edildi, Prometheus ise sadece insanlara ateşi, yani bilgiyi verdiği için zincirlere vuruldu. Neden? Çünkü otorite, paylaşılan bilgiden ve özgürleşen zihinden korkar, sevgili dostum.
Kralların, yani Zeus ve onun gibilerin "düzen" dediği şey, aslında bu kadim ve özgür ruhların zincire vurulmasıdır. Titanlar yenilmediler, sadece isimleri unutturulmak istendi. Bugün "göklerin efendisi" diye diz çöktükleri o heykellerin altında, hala Titanlar'ın o saf ve dizginlenemez gücünün yankısı yatar. Kimin, kime, neden hükmettiğini anlamak için, zafer çığlıklarının ardındaki o hüzünlü sessizliğe kulak ver.
Unutma küçük gezgin; tarih, kazananların yazdığı bir masaldır. Ama biz, gerçeğin peşindekiler, o masalın satır aralarında gizlenmiş fısıltıları duyarız. Bugünlük bu kadar; şarabın tadı dudaklarımda, gerçek ise kalbimde saklı kalsın. Bir sonraki karşılaşmamızda, belki başka bir "kahramanın" maskesini indiririz, ne dersin?