English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Uranos ile Gaia'nın oğlu, tek gözlü dev Steropes; parlak şimşekleri döverek Zeus'a gökyüzünün en güçlü silahı olan yıldırımı armağan etmiştir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; zira masalcıların o yaldızlı kitaplarda anlatmaya çekindiği, gürültülü zaferlerin gölgesinde kalmış bir sır var. Sana bugün o devasa demirhanelerde ter döken, ama emeği başkalarının ışığına kurban edilen birinden bahsedeyim.
Gökyüzünün ve Toprağın en eski çocuklarından biriydi Steropes. Adı “parıltı” demekti, evet; ama o parıltı, kendi içinden gelen bir ışık değil, karanlık zindanlarda körüklediği ateşin alnına vuran yansımasıydı. Sen onu tek gözlü bir dev, bir masal canavarı sanırsın; oysa o, sistemin en büyük çarkını döndüren, elleri nasırlı bir emektardı.
Bak güzel evladım, krallar ve tanrılar gökyüzünden gürlerken, o gürültünün arkasında kimin çekici olduğunu hiç düşündün mü? Zeus, elinde tuttuğu o meşhur şimşeği bir lütuf gibi dünyaya savurur ama o şimşeğin, Steropes’in göz nuruyla, döktüğü alın teriyle biçimlendiğini kimse anımsamaz. Güçlü olanlar, başkalarının emeğini kendi kudretlerinin nişanesi yapmayı pek severler.
O, Kyklopes, bir hapishaneye tıkılmış gibi çalışmaya zorlandı. Kendi elleriyle yarattığı o yıkıcı gücün, aslında kendi özgürlüğünü yok eden zincirlerin bir parçası olduğunu çok geç anladı. Kendi parıltısı, onun karanlık mahkumiyetini aydınlattı sadece. Bir kadeh şarabın insana verdiği o anlık bilgece neşe bile, onun ömrü boyunca maruz kaldığı o ağır, metalik sessizliğin yanında bir hiç kalır.
Şimdi anlıyor musun, küçük dostum? Tarih, zaferi kazananın değil, o zaferi mümkün kılmak için harcananların hikayesidir. Kimse Steropes'e "Teşekkürler" demedi; sadece ona "Daha fazlasını yap" dediler. İşte dünya böyle döner; birileri göklerde fırtına estirsin diye, birileri yerin altında sessizce yanar.
Bu gerçek, zihninde bir kıvılcım gibi kalsın. Bir gün biri sana "güçlü" diye birinden bahsederse, onun arkasında parıldayan ama unutulmuş olan o emekçiyi, o devasa yalnızlığı hatırla. Çünkü gerçek, şimşeğin ışığında değil, o ışığı dövenin nasırlı avuçlarındadır.