English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Artemis’e yeminli Rhodope, aşkına yenik düşünce bir pınara dönüştürüldü. Artık bu su, Efesli genç kızların bekaretini sınayan kutsal bir aynadır.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... İhtiyar Silenos’un şarap kadehinin dibinde, yıldızların bile söylemeye çekindiği o eski tozlu gerçekler saklıdır. Şimdi sana, o kibrin ve tahtların gölgesinde unutulmaya terk edilmiş, Rhodope’nin hikayesini anlatayım.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Dinle güzel yavrum, kralların ve tanrıların buyrukları, aslında insanların kendi özgür iradelerini hapsetmek için ördükleri birer zincirdir. Rhodope, Artemis’in gölgesinde huzur arayan, sadece kendi ruhuna sadık kalmak isteyen biriydi. Ancak kibrin ve arzunun oyun kurucusu Aphrodite için, bir gencin kendi seçimlerini yapabilmesi tahammül edilemez bir düzensizlikti. Neden? Çünkü bir insan, herhangi bir gücün emri altında değil de sadece kendi gönlünün sesini dinlerse, o yüce tahtlarda oturanların otoritesi ne olurdu?
Rhodope ve o genç delikanlı, dağların serinliğinde sadece birbirlerini buldular. Kendi bedenlerinin ve kalplerinin yasasını, tanrıların soğuk kurallarından üstün tuttular. İşte o an, sistemin dişlileri gıcırdamaya başladı. Aphrodite, onların masumiyetini bir ceza oyununa dönüştürdü. Artemis ise –ki o, düzenin bekçisidir– Rhodope’nin kendi kaderini çizmesine izin vermek yerine onu cansız bir pınara dönüştürerek cezalandırdı. Bir kadının, kendi arzusu için bir ömür boyu "görünmez" ve "donuk" bir suya hapsedilmesi, sence de biraz fazla... sistemli değil mi, evlat?
Ve o pınar, yıllar boyunca Efes’in genç kızlarına bir "deneme" olarak sunuldu. Boyunlarına asılan tabletler, suyun seviyesi... Hepsi birer korku mekanizması. "Bakın," dediler onlara, "eğer yeminlerinize sadık kalmazsanız, bu sular sizi boğar, gerçeklerinizi örter." Aslında o suların yükselmesi Rhodope’nin öfkesi miydi, yoksa patriyarkanın kız çocuklarının üzerine inşa ettiği o bitmek bilmez utanç duvarı mı? Bir genç kızın kendi bedenine dair kararlarını, bir tabletin ağırlığına ve bir pınarın derinliğine sığdırmaya çalışmak, tarihin en eski hapishane kurma biçimlerinden biridir.
Rhodope, artık bir pınar değil; kısıtlanmış her ruhun içindeki o hırçın su damlasıdır. Sen sen ol evlat, birilerinin koyduğu yeminleri, başka birilerinin çıkarları için boynunda taşıma. Unutma; en büyük tanrıça bile olsa, bir insanın özgürce sevme hakkını elinden alıyorsa, orada bir haksızlık vardır. Ve bazen, o suların yükselmesini bekleyenlere inat, kendi yolunda yürümek, o kuyuya hiç girmemektir.