English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Gaia'nın kendi kendine var ettiği, engin suları temsil eden kadim tanrı. Denizlerin kişileşmiş hali olan Pontos, efsanelerde sessiz bir güçtür.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... İnsanlar deniz deyince akıllarına sadece köpükler ve martılar gelir, ama gerçek deniz, yani Pontos, aslında çok daha derin ve hüzünlü bir yalnızlığın çocuğudur.
Silenos’un Bildiği Gizli Gerçekler
Dinle güzel yavrum, yeryüzünün o kadim toprağı Gaia, etrafındaki tanrıların bitmek bilmeyen hırslarından ve gürültülerinden o kadar sıkılmıştı ki, kimseye ihtiyaç duymadan, kendi derinliklerinden Pontos’u var etti. O, bir başkasının emrine girmek için değil, sadece var olabilmek için doğmuştu. Kralların, saraylarda taht kavgası veren o şımarık tanrıların aksine, Pontos sessizliği seçti.
Yetişkinlerin "tarih" dedikleri o yalanlar kitabında Pontos’un adını pek duymazsın. Çünkü o, sistemin dişlileri arasında ezilenlerin, kendi başına duranların ve itaat etmeyenlerin sembolüdür. Gaia onunla birleştiğinde; Nereus, Thaumas, Phorkys, Keto ve Eurybie gibi, denizlerin hem en zarif hem de en korkutucu gölgelerini dünyaya getirdiler. Bunlar, sarayların koridorlarında yürüyen pürüzsüz yüzlü kahramanlar değildi; bunlar denizin dibindeki o dipsiz, karanlık ve gerçek hakikatlerdi.
Bilirsin evlat, neden Pontos efsanelerde rol oynamaz sanıyorsun? Çünkü otorite, kendi kurallarına uymayanı görmezden gelir. O, masalların süslü püslü kahramanları gibi altın zırhlarla kuşanıp birilerini fethetmedi; o sadece genişledi, derinleşti ve kendine ait bir dünya kurdu. Onun hikayesi kılıç şakırtılarıyla değil, kıyıya vuran dalgaların o melankolik fısıltısıyla yazılır.
Hayat bazen bir kadeh şarabın dibindeki tortu gibi bulanıktır; içindekileri görmek için biraz sükunet ve cesaret gerekir. Unutma, o "önemsiz" denilen figürler, aslında dünyanın temelini atan sessiz devrimcilerdir. Bugünün dünyasında da gücün peşinde koşanlar değil, kendi kıyısında durmayı başaranlar, gerçek özgürlüğün sırrını saklar.
Gözlerini kapa ve o derin maviliğin sesini dinle; orada ne bir kralın emri, ne de bir kahramanın kibri var. Sadece Pontos’un, yani sonsuz özgürlüğün o hüzünlü, görkemli sessizliği var.