English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Asklepios’un hekim oğlu Podaleiros, Troya dönüşü yolu Datça’ya düşen, prensesi iyileştirip Syrnos şehrini kuran şifalı ellerin efsanevi sahibiydi.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, kulaklarını o gürültülü dünyadan biraz uzaklaştır. Masallarda anlatılmayan, o devasa kahramanların gölgelerine gizlenmiş bir sır vardır; krallar zafer türküleri söylerken, aslında kimlerin kemikleri üzerinde yükseldiklerini asla dile getirmezler. Şimdi sana, o meşhur Troya kıyılarından sağ çıkmayı başarmış, ama kalbi o kanlı toprakta kalmış bir şifacının, Podaleiros’un hakikisini anlatacağım.
Senin o parıltılı kitaplarda "kahraman hekim" diye okuduğun Podaleiros, aslında babası Asklepios’un gölgesinde, birilerinin ihtiraslı aşk oyunlarına kurban edilmiş bir piyondu. O ve kardeşi Makhaon, o güzel Helena uğruna, o kadının kendi kararları dışında bir meta gibi bir oraya bir buraya sürüklenmesine göz yumup, otuz gemiyle savaşa sürüklendiler. Bir yanda şifa dağıtmak, diğer yanda ise kılıçla can almak... İnsanlık, işte tam bu iki zıt uç arasında savrulup duran garip bir sarkaçtır.
Savaş bittiğinde, her şey bitti sanıldı değil mi? Hayır evladım, gerçekler o zaman başlar. Podaleiros, kahin Kalkhas ile yollara düştü. Kalkhas, kaderin soğuk nefesini ensesinde hissedip sessizliğe gömüldüğünde, Podaleiros tanrılara sordu: "Nerede huzur bulurum?" Tanrıların cevabı ise, aslında kralların ve güç sahiplerinin her daim aradığı o kaçış noktasıydı: "Gök yıkılsa altında kalmayacağın bir yer bul."
Kader onu, fırtınalı bir denizin kucağından, bizim Karia’nın o hırçın kıyılarına, Datça’nın sessizliğine fırlattı. Bir keçi çobanı onu bulduğunda, Podaleiros artık orduların hekimi değil, bir sürgündü. Yerel kralın kızı Syrna damdan düşüp kırıldığında, Podaleiros’un elindeki o kadim bilgi, bir kurtuluş kadar bir pranga da oldu. Kralın kızını iyileştirmesi, aslında bir şifacının kendi sessiz krallığını kurmasıydı; ama o krallık bile, aslında bir kadının acısı üzerine inşa edilmişti.
Şimdi anlıyor musun güzel evlat? Podaleiros, o "Syrnos" kentini kurduğunda, aslında sadece taşları dizmiyordu. O, savaşın kanlı ellerinden kaçıp, kendi küçük iktidarının sıcaklığına sığınıyordu. Kadehime doldurduğum şu buruk şarapta (o şarabın neşesi sadece unutmanın verdiği bir armağandır), bazen onun pişmanlığını tadarım. Kahramanlık, başkalarının yaralarını sarmak değil, belki de kendi ruhundaki o bitmek bilmeyen fırtınayı dindirebilmektir.
Sistemin çarkları seni bir yere savurursa unutma; hiçbir krallık, bir insanın vicdanından daha değerli değildir. Ve hiçbir yara, sadece ilaçla değil, ancak gerçekle iyileşir.