English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Skherie’de yaşayan, düşünce hızıyla yol alan gemilere sahip, denizlerin en yetenekli ve misafirperver halkı Phaiaklar; Odysseus’un İthake’ye dönüşüdür.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda sana anlatılan o parıltılı kralların ve tanrıların gölgesinde saklanan, kimsenin fısıldamaya cesaret edemediği bir sır var... Yanıma otur, biraz şarap eşliğinde değil ama hakikatin verdiği o hafif baş dönmesiyle dinle beni.
Phaiaklar ülkesi olan Skherie’den bahseder ozanlar. Derler ki; orası uygarlığın doruğu, gemileri düşünce hızında yüzen, Alkinoos adında bir kralın yönettiği, sanki yeryüzü cenneti bir adadır. İnsanlar onları çok sever, sanki hep gülümseyen birer çocuk gibi anlatırlar onları. Ama gerçek, evlat, her zaman o parıltılı masalın arkasındaki tozlu raflarda saklıdır.
Odysseus, o kurnaz gezgin, tüm o acı dolu yıllarından sonra buraya sığınır. Phaiaklar ona kapılarını açar, evet. Ama neden biliyor musun? Onlar için "konukseverlik" bir erdemden ziyade, kendi üstünlüklerini kanıtlama ve dünyayı kendi gemileriyle istedikleri yöne çekme oyununun bir parçasıydı. İnsanları, tanrıların bile kıskandığı bir teknolojiyle bir yerden bir yere ışınlamak... Bu, sadece bir iyilik miydi, yoksa kendi ellerindeki gücün kör edici bir gösterişi mi?
Bak sevgili evladım, krallar ve tanrılar arasındaki o meşhur konuşmaya bir bak. Poseidon, o öfkeli denizlerin efendisi, Odysseus’un bir şekilde kurtulmasına katlanamaz. Neden? Çünkü Odysseus onun oyununu bozmuştur. Otorite dediğimiz şey, evlat, kendi kurallarının dışına çıkılmasına asla tahammül etmez. Zeus ve Poseidon, o "yüce" varlıklar, Alkinoos’un halkını cezalandırmak için ne yaptılar? Onların en büyük gururu olan o muhteşem gemiyi, bir anda bir kaya yığınına çevirdiler.
Mytho Anarkhia işte burada başlar: Phaiaklar sadece birer piyondu. Bir krala yardım ettikleri için, tanrıların hırsına kurban edildiler. Alkinoos, o 'soylu' kral, halkı cezalandırılmasın diye tanrılara yakarırken, aslında kendi acizliğini itiraf ediyordu. O koskoca dağ, onların limanını kapattığında, anladılar ki sistemin tepesindekiler için küçük insanların emeği, bir geminin taşlaşmış gövdesi kadar bile değerli değildir.
Görüyor musun? Tarih kitapları Phaiakları "uygar ve becerikli denizciler" olarak yazar geçer. Ama biz biliyoruz ki, onların tek suçu, tanrıların oyununda bir anlığına özgür iradeleriyle "iyilik" yapmaya kalkışmalarıydı. Güçlüler, kendi aralarındaki kavgada bir başkasının hayatını taşa çevirecek kadar acımasız olabilirler.
Sana bugünlük bu kadar yeter, güzel dostum. Taşlaşmış bir geminin ardındaki o hüzünlü sessizliği duyabiliyorsan, artık gerçekleri görmeye başlamışsın demektir. Sakın unutma; bazı limanlar, kralların korkusu yüzünden sonsuza dek kapalı kalır. Ama gemin senin elindeyse, o dağı aşacak bir yol her zaman vardır.