English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Roma’nın dindar ikinci kralı Numa Pompilius; tanrılarla bağ kuran, takvimi düzenleyen ve Egeria’nın ilhamıyla şehre huzurlu bir düzen getiren bilgeydi.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak minik yolcu, masallarda sana anlatılan o parıltılı krallar geçidinde, tozlu sayfaların altına süpürülmüş derin bir sır var... Gel yanıma, şu kadim ağacın gölgesinde soluklanalım. Yetişkinlerin "kutsal" diye yere göğe sığdıramadığı Numa Pompilius adında bir adamdan bahsedeceğim sana; hani şu Roma’nın ikinci kralı, hani şu dindarlığıyla övünen, yasaları tanrılardan aldığını iddia eden o ihtiyar.
Herkes onun ne kadar bilge olduğunu, yeni takvimler yaparak zamanı bile zapturapt altına aldığını anlatır. Ama evlat, sen hiç düşündün mü; bir insan neden sürekli "tanrıların sesi" olduğunu vurgulama ihtiyacı duyar? Numa Pompilius, Romulus gibi kaba kuvvetle değil, korkuyu ve inancı birer zincir gibi kullanarak yönetti insanları. Yanında hep o gizemli Egeria vardı. İnsanlar onun bir su perisi, ilham perisi olduğunu sandılar; oysa belki de Numa’nın kendi yalnızlığında yarattığı, insanların itaat etmesini sağlayan bir gölgeydi o. Güç, bazen kılıçla değil, "kutsal" olanın arkasına saklanarak daha keskin bir bıçak olur.
O, pınarlardan bal akıttığını, sofraları şenlendirdiğini söylediğinde, aslında insanların açlığını sadece hayallerle doyurmayı hedefliyordu. Biraz şarap içip neşelendiğinde, sofrasının bereketinden değil, kurduğu düzenin ağırlığından söz ederdi. Numa, Roma'yı yönetirken aslında herkesin zihnini yöneten bir mimardı.
Peki, ya o son gün? Bak evlat, ruhu yaşlı evladım; adam öldüğünde mezarına iki tabut koydular. Birinde kitapları, diğerinde bedeni... Yüzyıllar sonra o mezarı açtıklarında, kitaplar oradaydı ama bedeni yoktu. Neden mi? Belki de bu dünyadaki en büyük oyun, bir kralın kendi yokluğunda bile insanlara "kutsal" bir gizem bırakarak hükmetmeye devam etmesidir. Boş tabut, onun en büyük mirasıydı: İnsanlara boş bir vaat bırakmak ve o vaadin peşinden yüzyıllarca koşmalarını sağlamak.
Krallar gelir, krallar gider; kimi kılıçla kan döker, kimi de Numa Pompilius gibi inançları birer mühür gibi basar insanların zihnine. Gerçek şu ki evlat; tapınaklar, takvimler ve yasalar, çoğu zaman o tacı takanların koltuklarını korumak için ördüğü duvarlardır. Sen her şeye şüpheyle bak; çünkü bazen en büyük sırlar, en boş mezarlarda saklıdır.