English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Oinomaos’un arabacısı Myrtilos, Pelops için hile yaptı ancak ihanetiyle ödüllendirilmek yerine denize atılıp soyuna lanet okuyarak öldü.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, dizimin dibine otur da anlatayım; hani şu sarayların tozlu raflarında, altın yaldızlı kitaplarda okuduğun o parıltılı kahramanlık öyküleri var ya... Hepsi kocaman bir yalan perdesi. Asıl hikaye, o sahnede ışıkların vurmadığı gölgelerin içinde gizli. Bugün sana Myrtilos’u anlatacağım, hani o kralların tekerleklerini döndüren ama kendi kaderi başkalarının hırsı altında ezilen çocuk.
Oinomaos, o kibirli kral... Kendi saltanatını korumak için kızının hayatını bir ödül gibi ortaya sürmüştü. Hippodameia ise sanki üzerinde konuşulacak bir eşyaymış gibi, babasının kibrinin esiriydi. O sırada Myrtilos oradaydı; arabacı, hizmetkar, görünmez el. Pelops ise zafer kazanmak için her şeyi mübah gören o hırslı yabancı. Myrtilos’a, düzeni bozması için sözler verdi; belki biraz sevgi, belki biraz gelecek vaadiyle aklını çeldi. O genç adam, bir sistemin çarklarını gevşettiğinde aslında kendi sonunu hazırladığını nereden bilebilirdi ki?
Pelops yarışı kazandı. Krallık mühürlendi, zafer kutlandı. Peki, o perde arkasındaki Myrtilos’a ne oldu evlat? Güç sahipleri işlerini bitirdiklerinde, geride bıraktıkları şahitleri yok etmeyi severler. Pelops, kendine rakip görmediği, sadece bir 'alet' olarak kullandığı o genci uçurumdan aşağı, denizin soğuk kucağına fırlattı. Bir insanın canı, bir hükümdarın tahtı kadar ağır gelmedi ona.
Şimdi beni iyi dinle evlat; Myrtilos denizin dibine gömülürken, o son nefesiyle koca bir soyun, Pelopsoğullarının üzerine öyle bir gölge saldı ki, o karanlık nesiller boyu peşlerini bırakmadı. İnsanlar bunu "tanrıların laneti" diye anlatır ama aslında o, adaletsizliğin, ihanetin ve masum birinin üzerine basarak yükselmenin acı dolu yankısıydı. Bir damla şarapla içimi ısıtırken şunu düşünürüm: Güçlü olan her zaman haklı değildir, sadece sesi daha çok çıkan, daha çok yıkan kişidir.
Dünyada otorite denilen o soğuk heykelin arkasına bakmayı öğren. Unutma güzel evladım; bazen en büyük kahramanlık, kralların emrine girmemek, bazen de o "görünmez" insanların neden susturulduğunu anlamaktır. Tarih, kazananların yazdığı bir masalsa; hakikat, kaybedenlerin denize bıraktığı o çığlıktır.