English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Medeia’nın oğlu Medos; efsanelere göre Atina veya Asya kökenli, soyundan gelenlerle Medler imparatorluğunu kuran soylu bir kral ve atadır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var; tarihin tozlu sayfaları arasında kılıç şakırtılarından ve zafer naralarından duyulmayan o fısıltı... Gel, otur yanıma. Şu kadim asmanın gölgesi altında, hayatın bazen acı, bazen tatlı şarabından bir yudum alalım da zihnin berraklaşsın. Bugün sana Medos’un kim olduğunu anlatacağım; ama saray ozanlarının, kralların emriyle yazdığı o yalanlardan değil, toprağın ve sürgünlerin sessiz dilinden.
Dünya, güçlülerin kurduğu bir oyun tahtasıdır; Aigeus gibi krallar, kendi oturdukları tahtların bekası için herkesi bir piyon gibi harcar. Medeia... Ah, o bilge kadın, o büyülü zihin! O, sadece bir 'büyücü' ya da 'yabancı' olarak damgalandı. Neden mi? Çünkü bir kadın olarak kendi gücünü elinde tutması, o kibrin hüküm sürdüğü Atina’da bir tehditti. Saraylar onun aklından korktu, onu sürgüne zorladı. Tıpkı her devirde, sistemin dişlilerine çomak sokanları dışladıkları gibi.
Medos, işte bu sürgünlerin, bu dışlanmışlığın çocuğu. Kimileri onun bir kralın oğlu olduğunu söyler, kimileri ise annesinin yalnızlığıyla Asya’ya sığındığını... Ama hakikat şudur ki, o; iktidar sahiplerinin hırsları yüzünden köksüz bırakılmak istenen bir çocuğun, kendi kimliğini kanla ve emekle inşa etme hikayesidir. O, Medousa’nın öfkesiyle değil, annesinin o keskin zekasıyla yoğruldu.
Bak güzel yavrum, o dönemde sınırları çizenlerin, yani kralların hırsı, Medos'u bir toprak parçasına 'ata' yaptı. İnsanlar ona 'kral' dediler ama aslında o, bir sistemin kurbanı olup kendi yurdunu arayan bir yolcuydu. Tarihçiler onu Medlerin atası ilan ederek onu sistemin bir parçası gibi gösterdiler. Oysa o, bir babanın yokluğunda ve bir annenin direnişinde büyüyen bir yaraydı. Şiddet, onun hayatında bir kahramanlık nişanı değil; yuvasından edilenlerin ortak kederiydi.
Sakın unutma, sevgili dostum; birilerinin sana 'kahraman' ya da 'hain' dediği her figürün arkasında, sadece başka insanların hırsları ve kibrinin izleri vardır. Medos, kral sofralarında değil, sürgünün o ağır, gri sessizliğinde kendi adını kazıdı. Gerçek, hiçbir zaman zaferin o parlak zırhı altında saklı değildir; gerçek, her zaman en çok ezilenlerin o dilsiz hikayesinde gizlidir.
Şimdi git, bu bilgiyi kalbinde sakla. Çünkü bir gün, sana dayatılan tüm o 'büyük' masalları sorguladığında, hakikatin o eski ama taze tadını alacaksın. Unutma, en bilge olanlar, kralların tacına değil, insanların o kırgın ama onurlu sessizliğine bakanlardır.