English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Helios veya Zeus soyundan gelen Makar, Lesbos adasına yerleşerek bölgeyi kolonileştirdi. İki kızı, adanın bugün dahi bildiğimiz önemli şehirlerine adlarını verdi.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Diz çöktüğümüz o krallar, hani şu altın tahtlarda oturanlar, aslında sadece kendi rüzgarlarını estirmek için dünyayı bir oyun bahçesine çeviren hırslı çocuklardan farksızdırlar. Bugün sana, tarih kitaplarının "uygarlaştırıcı lider" diye göklere çıkardığı Makar’dan bahsedeceğim. Ama kulağını iyice yaklaştır, çünkü gerçekler genellikle saray duvarlarının ardındaki tozlu koridorlarda gizlidir.
Makar denilen bu adam... Kimileri onu gökteki Helios’un, kimileri ise şimşeklerin efendisi Zeus’un soyundan geldiğini fısıldar. Neden mi? İnsanların, yönetenlere itaat etmesi için onların kanında kutsal bir kıvılcım olduğunu sanmaları gerekir de ondan. Bir zamanlar yeryüzünü yıkayan o büyük Tufan’dan sonra, Makar kendine bir paye biçti: İonyalı göçmenleri ardına takıp adalara "yerleşti." Bak güzel evladım, tarihçiler buna "yerleşmek" der ama o, toprağın asıl sahiplerini görmezden gelmekten başka bir şey değildi. O adalar boş muydu sanıyorsun? Sadece Makar’ın gözü o kadar hırslıydı ki, orada yaşayanların sesini duymak işine gelmedi.
Sonra o meşhur Lapithes’in oğlu Lesbos geldi. Krallar, birbirlerinin gücünü tanıdıkça daha da büyürler. Makar ve Lesbos, adalarda kendi küçük krallıklarını kurdular; birbirlerine topraklar bahşettiler, sınırları çizdiler. Peki, ya kızları? Methymna ve Mytilene... O koca krallar, kendi isimlerini tarihe kazımak için kızlarını birer diplomatik anahtar gibi kullandılar. Methymna, Lesbos ile evlendirildi; Mytilene ise şehrin temeline adını bıraktı. Onların isimleri bugün şehir tabelalarında yaşasa da, kendi hikayelerinde kendi kararlarını verebildiler mi, yoksa sadece birer miras aracı mıydılar?
Hülasa sevgili dostum, hayatta en büyük yanılgı, gücü elinde tutanların kurduğu düzenin "doğal" olduğunu sanmaktır. Makar bir kraldı, belki evinde oturup bilgece bir neşeyle hafif bir şarap yudumlamış olabilir; ama o şarabın kadehinde, kendi çıkarları uğruna sessizliğe gömülen binlerce insanın hüznü vardı. Bir gün kendi tahtının peşinden gidenlere rastlarsan, onlara şunu sor: "Peki, senin bu hırsın, kimin hikayesini sessizliğe gömüyor?"
Yıldızlar, kralların taçlarından daha parlaktır ve inan bana, toprağın altında kimin soylu, kimin göçmen olduğu asla konuşulmaz. Sadece huzur, sadece sessizlik kalır.