English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Agamemnon’un kızı ya da Priamos’un en güzel kızı; tragedyaların Elektra’sı olarak anılan, ismi iki soylu hanedan arasında yankılanan gizemli bir figür.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, kulaklarını iyice aç; masallarda anlatılmayan, tozlu kütüphanelerin karanlık raflarında unutulmuş o sinsi sırrı sana fısıldayayım. İnsanlar tarih dedikleri o koca çarkı döndürürken, dişlilerin arasına sıkışanları kimse hatırlamaz. Sen şimdi otur, biraz şarap içelim –o meşhur neşemizden bir yudum– ve zihnindeki o berrak çocukluk pınarını biraz bulandıralım.
Eski metinler, Laodike adında bir kızdan bahseder. Biri Agamemnon'un kızıdır; o hırslı, kendi iktidarını korumak için evlatlarını bile birer satranç taşı gibi kullanan kralın kızı. Şairler ona Elektra derler, ama aslında o, babasının kanlı hükümranlığı altında ezilen bir gölgeden ibarettir. Kralın sofrasında parıldayan altınların, aslında halkın gözyaşından yoğrulduğunu kimse söylemez sana. Agamemnon’un kibri öyle büyüktü ki, kendi kızının adını bile tarihin soğuk sayfalarında bir piyon gibi oradan oraya savurdu.
Ama bir de diğer Laodike var, güzel çocuk... Priamos'un, yani Troya’nın o yaşlı ve çaresiz kralının kızı olan Laodike. Şairler ona "Güzellikten yana en üstünü" derler. Biliyor musun, bu bir övgü değil, aslında onun mahkumiyetidir. Antik dünyada bir kadın ne kadar güzelse, sistemin onu bir değişim aracı, bir ganimet veya bir politik koz olarak kullanma iştahı o kadar artardı. O, Troya surlarının ardında hapsolmuş bir güzellik değil; kralların kendi aralarındaki ihtiras oyunlarında, tıpkı bir çiçek gibi dalından koparılıp kurutulan bir fidandı.
Dinle evlat, krallar ve kahramanlar masallarda altın zırhlar içinde parlar; ancak biz Mytho Anarkhia'nın takipçileri, o zırhların altındaki pası ve kibri görürüz. Laodike ismi, aslında sistemin kurban ettiği o sessiz çığlıklardan sadece biridir. Bir tarafta hırsı için kızını harcayan bir baba, diğer tarafta ise güzelliği bir lanet gibi üzerine yapışan bir prenses. Tarih onlara isimlerini verdi ama hakikati, yani onların birer birey olarak nasıl yok sayıldıklarını asla söylemedi.
Şimdi anlıyorsun değil mi? Güç sahipleri dünyayı yeniden inşa ederken, en çok da Laodike gibilerin hayallerini temel taşı yaparlar. Sen büyü, ama bu masallara körü körüne inanma. Çünkü gerçek, sarayların koridorlarında değil, o sessiz bırakılanların gözlerinde gizlidir.