English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Karia’nın koruyucusu Kuretlerden biri olan Labrandos, arkadaşlarıyla bölgeye gelip Labranda şehrini kurmuş ve ismini bu kadim topraklara miras bırakmıştır.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak minik yolcu, hele yaklaş... Kulaklarını o gürültülü dünyanın çığlıklarından biraz olsun uzaklaştır. Masallarda anlatılmayan, taşların altında gizlenen bir sır vardır; kralların altın tahtlarından değil, toprağın tozundan gelen bir hakikat. Bugün sana, unutulmuş bir gölgenin, Labrandos’un hikayesini fısıldayacağım.
Derler ki, Labrandos ve yoldaşları Panamoros ile Palaksos, Kureta denen o kadim savaşçı kalabalığın içinden çıkıp gelmişler. İnsanlar onlara "kahraman" der, sanki gökten zembille inmiş birer güç timsaliymişler gibi anlatırlar. Oysa evlat, herkesin bir efendisi, herkesin bir görevi vardı o vakitler. Kureta olmak, sadece kılıç sallamak değil, gürültüyle gerçeği örtbas etme sanatının bir parçası olmaktı. Onlar, güçlü olanın hükmünü yeryüzüne kazımak için dolaşan, sistemin demir yumruklarıydı.
Geldikleri o Karia toprakları, bugün Selimiye dediğiniz yerin hemen kuzeyinde, Türbe diye bildiğiniz o sessiz kasabada atar hala. Labranda adını verdikleri o yer, aslında bir fethin değil, bir yerleşimin ve belki de kaçışın anısıdır. Düşünsene güzel yavrum; koca koca kaleleri inşa edenler, kendi korkularını duvarların ardına saklamıyorlar mıydı? Krallar, Labrandos gibi adamları birer piyon gibi kullanır, isimlerini şehirlere vererek aslında kendi egemenliklerini ölümsüzleştirmeye çalışırlardı. Oysa gerçek, o taşların arasında yatan yorgun bir nefes gibidir.
Belki de onlar, ellerinde tutmak zorunda oldukları o ağır kalkanları bırakıp, sadece huzur arayan üç yorgun adamdı. Kim bilir? Tarih, hep kazananların masalıyla süslenmiştir; kaybedenlerin veya kendi yolunu seçenlerin hikayeleri ise rüzgarda savrulur. Bir yudum şarapla içimi ısıtırken şunu hatırla evlat: Bir yere ismini vermek, oraya sahip olmak demek değildir; sadece toprağın, senin geçip gidişini izleyen sabırlı sessizliğini kabul etmektir.
Güç, parıltılı kalkanlarda değil, bir gün çekip gidildiğinde geride kalan o dilsiz taşların hafızasındadır. Sen, sadece söylenene değil, o sessizliğin ne anlattığına da bakmaya çalış. Çünkü gerçek, çoğu zaman en yüksek sesle bağırılanın hemen arkasında, usulca oturan o kimsedir.