English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Meles ırmağı kıyısında Homeros’u dünyaya getiren, ozanın ilahi kökenine dair pek çok efsaneye konu olmuş İzmirli gizemli ve güzel bir annedir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, kulaklarını iyice aç. Masallarda sana anlatılan o yaldızlı kahramanların arkasında, tozlu raflarda unutulmuş gerçekler yatar. Bugün sana, destanların babası sayılan o büyük ozanın, Homeros’un geldiği yeri; yani Kritheis’in, o haksızlığa uğramış kadının hikayesini fısıldayacağım. Yanımdaki şu bir yudum şarabın neşesi sadece, dilim gerçekleri söylemekten korkmasın diye...
Evlat, tarih dediğin şey, güçlülerin kendi istedikleri gibi yazdığı bir masal kitabıdır. Sana derler ki Kritheis, Meles Irmağı’nın kıyısında hayallere dalmış bir nympha’ydı. Ama gerçeğin peşindeki gözler, orada sadece bir 'kutsal birleşme' değil, sistemin dişlileri arasında ezilen bir genç kız görür. Kimileri onu bir kralın, Maion’un eşi diye anlatır, kimileri ise korsanların elinde bir metadan farksız olduğunu söyler. Görüyorsun ya güzel yavrum; ister bir kralın koruması altına girsin, ister bir savaş ganimeti gibi savrulsun, dünya hep onun kaderini başkalarının ellerine bırakmak istemiş.
Güçlüler, Homeros gibi bir dehayı sahiplenmek için Kritheis’in kimliğini bir oyun hamuru gibi şekillendirdiler. 'Meles’ten doğma' dediler, yani Melesigenes; çünkü bir kadının tek başına bir dahi yaratması, o devrin krallarının kibrine sığmazdı. Ona bir baba, bir kral, bir soylu isim bulmak zorundaydılar ki destanlar daha parlak, daha meşru görünsün. Oysa o, belki de sadece hayatın zorluklarına karşı direnen, Meles’in serin sularında yalnızlığıyla buluşan bir anneydi.
Dinle beni, sevgili öğrencim; krallar ve ozanlar masalları yazarken, Kritheis gibi kadınlar o masalların yazılmasını sağlayan acıyı çektiler. Homeros belki tanrıların sesini duymuştu ama o sesi dünyaya duyuran, annesinin o sessiz, hüzünlü ve kendi başına var olma çabasıydı. İnsanlar bir şairin soy ağacını tartışırken, o şairin annesinin yaşam öyküsündeki o derin, insani sızıyı görmezden geldiler. İşte hayat böyledir; sen birilerinin 'büyük adam' dediği figürlerin arkasına bakmayı öğren. Orada, tarihin karanlık köşelerinde, hikayeleri çalınmış sessiz bir kadın mutlaka vardır.
Şimdi git ve düşün; bir insanın büyüklüğü, soyuna atfedilen krallardan mı gelir, yoksa onu dünyada var eden o isimsiz kahramanın, Kritheis gibi olanların direnişinden mi? Gerçek, parıltılı saraylarda değil, Meles Irmağı'nın kıyısında çamaşır yıkayan o yorgun ellerin anlattığı gizli fısıltılarda saklıdır.