English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Uranos ve Gaia’nın yüz kollu, elli başlı dev oğlu; Gyes ve Briareus’un kardeşi, Titanlara karşı savaşan devasa bir güç ve kadim bir kudret sembolü.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Kulaklarını bana yaklaştır, zira rüzgar bile bu hikayeyi fısıldamaya korkar. Bugün sana, gökyüzünün ve yeryüzünün o kadim çatışmasından doğan, ancak tarih kitaplarının kenar süsü yapıp unuttuğu o devden bahsedeceğim: Kottos.
"Görkemli ve korkutucu" derler onun için, değil mi? Ama o, bir canavardan ziyade, sistemin sınırlarını zorlayan bir kabustu. Uranos ve Gaia’nın o garip, o sınır tanımaz birleşmesinden doğduğunda, elinde elli tane başı ve yüz tane kolu vardı. Düşün bir küçük dostum, senin bir tek başınla dünyayı anlamaya çalışırken, o elli tane başıyla aynı anda kaç farklı yalanı görebiliyordu? İşte otoritenin korkusu buradaydı; Kottos, tek bir bakışa değil, elli farklı yöne bakabilen bir hakikate sahipti.
Onu, Gyes ve Briareus ile birlikte karanlık Tartaros’a, o derin sessizliğe hapsettiler. Neden mi? Çünkü çok güçlüydüler? Hayır, sevgili evladım. Çünkü "fazlaydılar". Düzen denilen o katı yapının, yani Zeusların ve Uranosların düzeninin içine sığmıyorlardı. Farklı olan, çok olan, çok gören her zaman "düzeltilmesi gereken bir hata" olarak görüldü. O, bir savaşçı değil, sadece varlığıyla bile sistemin kibrini çatlatan bir aynaydı.
Bak güzel evladım, bazen dünya seni de bir köşeye sıkıştırmak, o yüz kolunu bağlayıp elli başını susturmak isteyecektir. Güçlü figürlerin, sanki göklerden inmiş birer kutsal kuralmış gibi sundukları o hikayelere inanma. Kottos’un hikayesi, zincirlerin sadece bileklere değil, zihinlere de vurulduğunun en eski kanıtıdır. O, karanlıktan çıkarıldığında bile kendi özgürlüğünü değil, sistemin işine yarayacak bir kılıç olmayı seçmek zorunda bırakıldı. İşte bu, en büyük trajediydi; kendi gücünle başkalarının iktidarını beslemek.
Şimdi bir yudum taze neşe alalım, zira hayatın ağırlığı bazen fazla gelir. Bil ki, tarihin tozlu sayfalarında bir dev gibi görünenler, aslında sadece "daha fazla özgürlüğe sahip olmayı arzulayan" çocuklardır. Sen sen ol, o elli başından biriyle bile olsa, sana dikte edilen kahramanlıkları değil, kendi gerçeğini ara. Çünkü gerçek, çoğu zaman kralların saraylarında değil, o derin ve karanlık Tartaros’un sessizliğinde saklıdır.
Unutma, güç her zaman korkar. En çok da, zincirlerinden kurtulduğunda ne yapacağını bilenlerden.