English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Kaderin ipliğini elinde tutan, yaşamın dokumasını başlatan Moira. Zeus ve Themis'in kızı Klotho, doğumun ilk ilmeğini atan tanrıçadır.
Bak evlat, masalların tozlu raflarında anlatılmayan, büyüklerin kulaklarını tıkayıp duymamazlıktan geldiği bir sır var...
Klotho ismini duydun mu hiç? Zeus’un ve Themis’in kızı diye anlatırlar onu; hani şu göklerin efendisi ve adaletin simgesi dedikleri figürlerin... İnsanlar, iplik eğiren bir tanrıçadan bahsederken sanki sadece bir nakış işçisinden söz ederler. Oysa gel buraya, yamacıma otur; şu kadehime doldurduğum yaşlı şarabın neşesiyle sana bir hakikati fısıldayayım.
Klotho, hayat ipliğini büken elleriyle aslında bir "sistem" kurar. İnsanların ömrünü bir ip gibi çeker, büker ve düğümler. Peki, o ipliği kimin tuttuğunu hiç düşündün mü? Agamemnon gibi krallar, "Kaderim buydu!" diyerek kendilerini aklarken, aslında Klotho’nun dokuduğu o ipin arkasına saklanırlar. Kendi hırslarının, bencilce başlattıkları savaşların yükünü, "kader" denilen o görünmez ipliğe yıkmak, otoritenin en sevdiği oyundur. Klotho, bir kukla oynatıcısı mıdır yoksa bir hapishane gardiyanı mı?
Bak güzel çocuğum, bazen hayat, o ipliğin düğümlendiği yerdir. Medousa’nın saçlarındaki yılanlar veya Kassandra’nın kederli çığlıkları, aslında Klotho’nun elinde incelen, koparılmaya zorlanan o ipliklerdir. Sistem, bazı iplikleri daha sert büker; bazılarını ise başkalarının hırsı uğruna erkenden keser. O, sadece iplik eğirmez; adaleti "tanrısal bir zorunluluk" gibi gösterip, güçlü olanın zayıf olanı ezmesini bir yazgı gibi sunar.
İnsanlar Klotho'ya bakınca sadece bir kader tanrıçası görürler; oysa o, aslında özgür iradenin üzerine çekilmiş devasa bir perdedir. Güçlüler, kendi hatalarını Klotho’nun tezgahına bağlayıp vicdanlarını rahatlatır. Sen sen ol, birileri sana "yazgı"dan bahsederse, ipliğin ucunun kimin elinde olduğunu sorgula. Gerçek, o tezgahta değil, ipliği kendi ellerinle tutmayı seçtiğin o kısacık, özgür anlarda saklıdır.
Unutma küçük yoldaş; kader dediğin şey, başkalarının senin adına dokuduğu bir kumaş değil, senin kendi ellerinle o ilmikleri nasıl attığındır. Şimdi git ve o ipliği, onların değil, kendi ellerinle tut.