English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Kıbrıs’ın zengin kralı Kinyras; sanatı, madenciliği getirdi, tanrılarla yarıştı ve hileli gemileriyle ünlendi. Trajik ömrü 160 yıl sürdü.
Silenos’un Bildiği Gizli Gerçekler: Kinyras’ın Toprak Gemileri
Bak minik yolcu, dizimin dibine otur da anlatayım; hani şu büyük kralların, parıltılı zırhlı kahramanların masalları vardır ya, işte o masalların yazılmadığı, tozlu rafların ardında gizli bir gerçeklik saklıdır. Herkes Agamemnon gibi güçlülerin borusunu öttürür ama gerçek, bazen topraktan yapılmış oyuncak gemilerin batışında gizlidir.
Kıbrıs’ın eski kralı Kinyras’ı duyduğunda onu sadece zengin bir hükümdar sanma güzel yavrum. Agamemnon denen o hırslı adam, kendi savaşını büyütmek için Kinyras’ın kapısını çaldığında, Kinyras oyunu onların kurallarıyla değil, kendi zekasıyla oynamayı seçti. "Elli gemi göndereceğim," dedi. Ama bir kralın hırsı için neden başkalarının evlatlarını ölüme göndersin? Tek bir gerçek gemi yolladı, geri kalan kırk dokuzunu ise çamurdan, topraktan yaptı. O toprak tekneler denize iner inmez dağılıp gitti. Akhalar bu kurnazlığı fark ettiklerinde ise iş işten geçmişti; Kinyras sözünü tutmuştu, ama kralların yıkıcı oyununa ortak olmayı reddetmişti. İşte evlat, otoritenin emirlerine karşı sessiz bir isyan, bazen en güzel sanattır.
Fakat kralların dünyası acımasızdır, benim bilge evladım. Kinyras, Suriye’den çıkıp gelen bir yabancıydı; Paphos’u kurdu, müziğin o büyülü sazı kinnor’u eline aldı. Tanrılarla yarışacak kadar ustalaştığında, Apollon’un kibri devreye girdi. Çünkü tanrılar, insanın kendi yeteneğiyle parlamasına pek tahammül edemezler. Tıpkı Marsyas’ın hikayesinde olduğu gibi, o usta müzisyenleri susturmak için hep bir bahane bulurlar.
Ve o kederli sırlar... Kinyras’ın kızlarının başına gelenler, sistemin kadınları nasıl bir "yosma" ya da "kullanılan birer nesne" olarak yaftaladığının hüzünlü resmidir. Aphrodite’nin öfkesiyle yollara düşürülen o kadınların hikayesi, aslında düzenin kendi doğrularına uymayanları nasıl dışladığını fısıldar. Kinyras’ın kendi kızı Myrrha ile olan o karanlık ve yasak efsanesi ise, kralların mutlak gücünün, insanın ruhunda nasıl derin çatlaklar açtığının bir nişanesidir. Belki de 160 yıl yaşaması, ona bunca acıyı ve kaybı izlemesi için tanrılarca verilmiş bir ceza, bitmek bilmez bir gözlemcilikti.
Şimdi şunu unutma, güzel gözlü çocuk: Madenleri çıkaran, tunçtan kılıçlar döken ama o kılıçların kimi öldüreceğini kendine dert eden bir adamdı Kinyras. Şarabımdan bir yudum alırken şunu düşün: Gerçek krallar toprak tekneler yapanlardır, çünkü onlar yaşamın kıymetini bilirler. Tarih, kazananları yazar ama hakikat, batırılan o kırk dokuz geminin sessiz çığlığında gizlidir.