English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
İnsan ve tanrı fark etmeksizin herkesin payına düşen, bükülemez yaşam ipliğini ören ve dokuyan kadim kaçınılmazlık, yani hayatın değişmez yazgısı.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak küçük yolcu, masallarda anlatılmayan, büyüklerin kulaklarını tıkadığı o kadim sırrı duymak ister misin? Yanıma otur, zira anlatacağım hikaye, kralların altın tahtlarından daha eskidir.
Moira... Yani sizin o "Kader" dediğiniz, hani şu herkesin boynuna bir zincir gibi taktığı görünmez ilmek. Derler ki, her şey en baştan yazılmıştır ve bizim sadece o satırları oynamamız gerekir. Ama evlat, sen hiç düşündün mü; neden hep kralların, tanrıların hırsları "kader" olur da, o hırsların altında ezilenlerin acıları sadece "bir teferruat" sayılır?
Moira, aslında bir iplik eğiricisi değildir; o, iktidar sahiplerinin kendi hatalarını örtmek için kullandıkları en büyük bahanedir. Bir kral çıkıp halkını haksız bir savaşa sürüklediğinde veya Akhilleus gibi bir savaşçı, öfkesinin kurbanı olup Patroklos gibi bir canı feda ettiğinde, hemen o büyük perdenin arkasına saklanırlar: "Kader böyleymiş!" derler. Oysa Moira, sadece bir iplik yumağıdır; onu tutan ellerin, yani o kibirli sahiplerin vicdansızlığından habersizdir.
Bak güzel evladım, bir bilge olarak sana şunu fısıldayayım: Gerçek Moira, sana dayatılan o önceden belirlenmiş yazgı değildir. O, senin kendi ellerinle büktüğün kendi ipliğindir. Hekabe’nin ağıtlarında, Medousa’nın o taşlaşmış bakışlarında saklı olan acı, bir kader değil, başkalarının kurduğu sistemin onlara biçtiği bir cezaydı. Onlara "yazgınız bu" dendi, ama aslında yazılan sadece başkalarının bencil arzularıydı.
Şimdi elindeki o küçük asa veya oyuncakla oynarken şunu hatırla; bir yetişkin olduğunda, birileri sana "olması gereken bu" dediğinde, o kadim yalanı sorgula. Kader dediğin şey, bir başkasının senin adına karar vermesine izin verdiğin andır. Eğer kendi ipliğini elinde tutarsan, Moira’nın o soğuk, gri makasını da elinden almış olursun.
Hadi, şimdi git ve kendi hikayeni, başkalarının parmak izlerini taşımadan yaz. Ve unutma, bazen hafif bir neşe için kadehimdeki o azıcık şarabı yudumlarken, aslında dünyanın bu karmaşasına gülümsememin sebebi, olan biteni görebilecek kadar gözlerimin açık olmasıdır. Gerçeği bilmek, zincirlerin kırıldığı ilk andır.