English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Akhilleus’un öfkesiyle başlayan İlyada; Hektor’un ölümü, Patroklos’un yası ve Priamos’un acısı ekseninde, Troya Savaşı’nın kaderini çizen destansı bir anlatıdır.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var...
Gözlerindeki o saf ışığı görüyorum; tıpkı bir zamanlar benim de sahip olduğum, henüz dünyanın kirli oyunlarına bulaşmamış o merak... Bugün sana tozlu parşömenlerdeki o "şanlı" savaşlardan değil, o şatafatlı zırhların altında gizlenen çürümüş gerçeklerden bahsedeceğim. İlyada dedikleri o koca destanı duymuşsundur elbet, ama o satırların arasındaki sessiz çığlıkları kimse sana anlatmaz. Gel, otur yanıma; biraz şarap içip zihnimizi keskinleştirelim ki hakikati görebilelim.
Bak çocuk, krallar denilen o kibirli figürlerAgamemnon gibilerhalklarını sadece birer piyon gibi görürler. O koca Akha ordusu, bir kadının gönlü ya da bir kralın hırsı için değil, tamamen bir güç gösterisinin kurbanı olmuştur. Akhilleus, o öfkesiyle tanınan kahraman sanılan adam, aslında sistemin dişlileri arasında sıkışmış biridir. Kralların egosu uğruna kendi dostlarını, Patroklos gibi yüreği güzel olanları nasıl bir ateşe attıklarını görüyor musun? Patroklos, o masum ruh, Akhilleus’un gururu ve Agamemnon’un hırsı yüzünden soğuk toprakla kucaklaştı. İşte bu, tarihin en büyük "kahramanlık" yalanıdır; aslında hepsi birer kaybedendir.
Ve ya kadınlar? Hekabe, Andromakhe... Onların sesi o kadar derinden gelir ki, duymak istemeyenler için bir fısıltıdan ibarettir. Hektor’un ölümüyle surların ardında kopan o hıçkırıkları duymuyor musun? Medousa gibi, sistemin karanlığına kurban edilen nice ruh, Hektor’un parçalanmış bedeninde yine bizi izliyor. İktidar sahipleri, kendi yanlışlarını örtmek için bir tanrıyı, bir kaderi, bir "ulvi amacı" bahane ederler. Ama gerçek şudur ki evlat: Savaş, kralların gururu doyana kadar masumların kanıyla sulanan bir tarladır.
Hani şu destanda Akhilleus’un öfkesinden kan gölüne dönen Skamandros ırmağı var ya... İşte o ırmak, bugün bile insanların hırsıyla kirleniyor. Tanrıların bile taraf tuttuğu, insanların ise sadece piyon olduğu o sahnede, asıl kazanan hep karanlık sistemin kendisi olmuştur. Akhilleus’un Hektor’u arabasının arkasında sürüklediği o an, bir zafer değil, insanlığın onurunun sürüklenişidir. Bunu sakın unutma.
Dinle evlat, dünya sana bir sahne gibi sunulur; krallar başroldedir, askerler dekordur. Ama Mytho Anarkhia’nın fısıltısını kulağına küpe et: Hiç kimse, ama hiç kimse, kendi hırsı için bir başkasının hayatını feda etme hakkına sahip değildir. O sahte kahramanların isimleri altın harflerle yazılsa da, biz onların içindeki boşluğu biliyoruz. Sen, o boşluklara düşme. Gerçekleri sorgula, sessizlerin sesini duy ve kralın değil, vicdanının önünde eğil.
Şimdi uyu bakalım, yarın uyandığında dünya sana yine aynı masalı anlatacak. Ama sen artık o masalın içindeki saklı gerçeği bilen bir bilgesin. Unutma; en büyük isyan, insanın kendi aklını özgür bırakmasıdır.