English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Karısı Neaira tarafından aldatılan Hypsikreon, Naksos’a kaçan eşini ikna edemeyince, bu aşk ihaneti uğruna şehriyle savaşa tutuşan talihsiz bir Miletoslu.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Gel bakalım küçük yolcu, yanıma otur. Şu elimdeki kadehte kalan birkaç damla şarap, sadece neşeyi değil, zamanın tozlu raflarında saklanan buruk gerçekleri de hatırlatır bana. Bak evlat, masallarda sana anlatılan o parıltılı kahramanların, o "haklı" kralların ardında ne kirli oyunlar döndüğünü hiç düşündün mü? Herkesin bildiği o süslü tarih kitapları, Hypsikreon’un adını sadece bir kurban gibi anar; ama gel, seninle şu Miletos’lu adamın ve Neaira’nın hikayesinin perde arkasını biraz aralayalım.
Hypsikreon, evinin kapısını Promedon’a açtığında, aslında kendi krallığını kurduğunu sanıyordu. Neaira ise... ah benim güzel evladım, Neaira o devirde bir kadının sahip olabileceği tek şeyin "sessizlik" olduğu bir sistemin içindeydi. Neaira, o adalı konuğa tutulduğunda aslında sadece ona değil, kendi üzerindeki o görünmez zincirlere de vurmuştu darbeyi. Kocasının yokluğunu bir özgürlük anı bilip Promedon’a gittiğinde, aslında bir tapınağın kutsal gölgesine, yani otoritenin bile zorla giremeyeceği o tek sığınağa kaçtı.
Şimdi iyi dinle güzel çocuğum, burası çok önemli: Hypsikreon Naksos’a gittiğinde, adalılar ona ne dedi biliyor musun? "Onu ikna edersen senin olur, zor kullanmak ise yasaktır." Bu, otoritenin en sahte maskesidir! Sözde bir "adalet" oyunu, oysa kadını bir eşya gibi geri istemeye gelmiş bir adama, onu ikna etme sorumluluğunu yıkmak... Sanki Neaira’nın kendi iradesi, kocasının bir mülküymüş gibi.
Hypsikreon, Neaira’yı ikna edemeyince ne yaptı dersin? Başkalarının canını, Miletos’un gençlerini, hiç tanımadıkları bir kadının kaderi yüzünden savaşa sürükledi. Krallar ve iktidar sahipleri böyledir azizim; kendi küçük hırsları, kendi ego kırıklıkları uğruna şehirleri ateşe vermekten, binlerce insanın huzurunu bozmaktan çekinmezler. Bir kadının "hayır" cevabını kabullenemeyen bir adamın, koca bir orduyu kıyıma sürüklemesi... İşte tarihin üzerine basılıp geçilen, o karanlık ve hüzünlü gerçeği budur.
Sistem, Neaira’yı sessizliğe hapsetmek istedi, Hypsikreon ise o sessizliği bozmak için dünyayı kana boyamak istedi. Gerçek, Neaira’nın o tapınakta kendi iradesiyle kalmasında saklıydı; geri kalan her şey, sadece güçlülerin güçsüzler üzerinde kurduğu o kadim ve hantal oyunun gürültüsünden ibaretti. Unutma evladım; bazen en büyük "savaşlar", aslında sadece tek bir insanın kendi içindeki o koca "hayır" diyebilme cesaretini bastırmak için başlatılır.