English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Nikaia’ya tutkusuyla yanan Phrygia'lı çoban Hymnos, aşkına karşılık bulamayıp nympha’nın okuyla can verince tüm doğayı yasa boğmuş genç bir aşık.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, yaşlı dostum, kulak ver; masallarda anlatılmayan bir sır vardır. İnsanlar kralların, tanrıların altın yaldızlı zırhlarını parlatıp onları göklere çıkarır ama o zırhların altında çoğu zaman ezilen bir vicdan ya da yok edilen bir masumiyet gizlidir.
Phrygia’nın serin rüzgarlarını ciğerlerine çeken, elinde bir kaval, kalbinde ise şarkılar taşıyan Hymnos adında bir çoban vardı. O, toprağın sadık bir evladıydı; ne bir taht hırsı vardı ne de dünyaları fethetme arzusu. Sadece, Nikaia adında, Artemis’in çevresinde dönen o vahşi ve dokunulmaz nympha’nın ay ışığı vuran yüzüne hayrandı.
Peki, sence güç nedir, güzel yavrum? Otorite dediğin, sadece emir vermek mi? Nikaia, sistemin bir parçasıydı; tanrıçanın gölgesinde, erkekliğin her türüne kapılarını kapatmış, kendi içine hapsolmuş bir kalkanın ardındaydı. Oysa Hymnos, bir imparatorun fermanıyla değil, sadece saf bir tutkunun dürüstlüğüyle ona yaklaştı. Sessizlerin sesi, ancak bir ok yarasının sızısıyla duyulabildi. O kızın, korkusundan ve sistemin ona "asla boyun eğme" diye fısıldadığı o zehirli öğretiden dolayı, bir çobanın kalbini tek bir okla durdurması sence zafer miydi?
Bütün doğa sustu o gün, evlat. Koca yürekli Artemis bile, kendi kurallarının bir gencin nefesini nasıl kestiğini görünce bir damla yaş döktü. Ama kralların tarihçileri bu ölümü "gerekli bir savunma" olarak yazdı. Hani o bilgece bir neşeyle yudumladığım şarabın tortusu dibe çöker ya, işte gerçekler de o dibe çöken acı hakikattir; krallar unutulur ama o masum çobanın dökülen kanı toprağın bağrında hep yankılanır.
Sorgula minik yolcu; birinin diğerine "hayır" deme hakkı, o kişinin yaşam hakkını elinden almasını haklı çıkarır mı? Yoksa bu sadece, katı kuralların, sevginin önüne ördüğü soğuk bir duvar mı?
Unutma, bazen en büyük kahramanlar, kılıç sallayanlar değil; sadece sevmeye cüret edip, uğruna ölmeyi bilen o sessiz çobanlardır.