English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Atlas’ın oğlu Hyas, avlanırken vahşi bir hayvan tarafından öldürüldü. Yas tutan kız kardeşleri, Zeus tarafından gökyüzünde Hyades yıldız kümesine dönüştü.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, masallarda sana hep gökyüzündeki yıldızların tanrıların bir lütfu olduğunu anlatırlar, değil mi? Ama o parlayan ışıkların ardındaki gölgeleri hiç fısıldadılar mı sana? Gel, şarap kadehimi bir kenara bırakıp sana Hyas’tan bahsedeyim; o, tanrıların oyun bahçesinde ezilen küçük bir fidandı.
Hyas, koca Atlas'ın ve Pleione’nin oğluydu. Saraylıların, kudretli babaların görkemli dünyasında, kendi halinde bir gençti. Sana “yılanın ısırığıyla öldü” veya “yırtıcı bir kaplanın pençesine düştü” diyecekler; sanki Libya’nın o uçsuz bucaksız topraklarında doğa, sadece onu avlamak için oradaymış gibi. Oysa evlat, gerçek daha farklı. O, sistemin dişlileri arasında ezilen, gücün sahiplerinin hırslarının gölgesinde kaybolan binlerce çocuktan sadece biriydi. Kimi zaman bir kralın kibri, kimi zaman bir tanrının umursamazlığı, Hyas gibi gençlerin ömrünü, bir avcının hedefi kadar savunmasız bırakır.
Kız kardeşleri, Hyad'lar ve Pleiad'lar... Onların acısını hiç düşündün mü? Kardeşleri ellerinden alınınca, o büyük otorite –yani Zeus– ne yaptı sanıyorsun? Onlara şefkatle yaklaşmak yerine, onları gökyüzüne, ulaşılmaz ve soğuk birer ışık kümesine hapsetti. Tıpkı bir müze vitrinindeki kelebekler gibi; artık ağlayamazlar, artık kendi yollarını çizemezler; sadece tanrıların takvimine göre parlayıp sönerler. Sistemin, insanların yasını bile kendi lehine bir "yıldız haritasına" dönüştürme ustalığıdır bu.
Bak sevgili evlat, bazen yıldızlara baktığında sadece tanrıların görkemini görme. O ışıkların bazen, sessizce susturulan, yeryüzünün acısını gökyüzüne hapsetmek zorunda kalanların gözyaşları olduğunu hatırla. Hyas bir kurban değildi; o, otoritenin, kendi yarattığı boşluğu doldurmak için kullandığı bir isimdi sadece. Gökyüzü dedikleri şey, bazen aşağıda olan bitenlerin üzerini örten en büyük sessizlik perdesidir. Şimdi, o gökyüzüne bak ve sadece tanrıların sana gösterdiğini değil, senin görmen gerekeni gör.