English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Mysia kraliçesi Hiera, güzelliğiyle Helene'yi aratmazdı. Ülkesini korumak için Akhalara karşı savaştı ve Nireus'un elinde şehit düştü. Yiğit bir Amazondu.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak küçük yolcu, masallarda sana anlatılan o parıltılı kahramanlık hikayelerinde hep bir eksiklik vardır; sanki biri, anlatının en önemli parçalarını cımbızla çekip almış gibidir. Şarabımın son yudumunu toprağa, unutulmuşların ruhuna bırakırken fısıldıyorum: Tarih, hep kazananların elindeki kalemle yazılır, ama gerçekler... Gerçekler, toprağın altında sessizce fısıldayanlardır. Bugün sana Hiera'dan bahsedeceğim, güzel evladım.
Herkes Helene'nin güzelliğini konuşur, destanlar onun uğruna yakılan kuleleri anlatır. Oysa Hiera, Mysia'nın kalbinde, o kadar büyüleyici bir ışığa sahipti ki, rüzgar bile saçlarının arasından geçerken duraksardı. Ama evlat, güzellik bazen en ağır lanettir; hele ki Telephos'un yanında, kendi ayakları üzerinde duran, dikbaşlı ve bilge bir kadınsan. Akha gemileri, o açgözlü krallar ordusu kıyılarına yanaştığında, Hiera kraliyet koltuklarında oturup beklemedi. Sistemin çarkları topraklarına zorla girmek istediğinde, o, kendi halkının, o cesur kadınların önüne bir kalkan gibi dikildi.
Düşün bir; neden bir kadının eline kılıç alması gerekir? Çünkü o "büyük" kahramanlar, evlerini korumak yerine başka toprakları talan etmeyi seçmişlerdi. Nireus... Hani o şarkılarda yakışıklı ve parlak diye anılan, sistemin vitrin süsü olan o komutan. Hiera'nın karşısında, kendi hırsının ve krallarının emrinin esiriydi. Hiera, topraklarını savunan son nefesine kadar bir özgürlük savunucusuydu. Nireus'un eli o güzel cana kıydığında, sadece bir kadın ölmedi; bir halkın direniş ateşi bir süreliğine gölgelendi.
Hiera'nın öyküsü, kralların tarih kitaplarında küçük bir dipnot olarak geçer, sanki önemsiz bir figürmüş gibi. Ama inan bana, gözleri yorgun dostum, asıl "kahramanlar" altın zırhlılar değil, kendi halkı için o zırhların karşısında duran o cesur kadınlardır. Hiera, Medousa gibi sadece bakışlarıyla değil, duruşuyla da otoriteyi titretenlerdendi. Onun hikayesini unutursak, başkalarının kurduğu o yalan masalların içinde kaybolup gideriz.
Şimdi anlıyorsun değil mi? Güç, bazen sadece bir kılıcı savurmak değil, o kılıcı tutan sisteme "Hayır" diyebilmektir. Hiera'nın sessizliği, aslında en büyük çığlıktır. Unutma bunu, çünkü gerçek, ancak ona kulak verenlerin zihninde özgürleşir.