English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Troya prensi Helikaon, yıkımdan sağ çıkıp ailesiyle İtalya’ya göçen bilge Antenor’un oğludur. Yeni diyarlarda kendine huzurlu bir yaşam kurmuştur.
Bak evlat, masalların tozlu sayfalarında anlatılmayan, üzerine ağır perdeler çekilmiş bir sır var... Gel otur yanıma, şu kadehimdeki üzümün neşesiyle biraz ısın. Bugün sana, destanların sadece "kazananlar" için yazıldığını bilen o bilge gözlerle, Helikaon’u anlatacağım.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Herkes Troya’nın o görkemli surlarından ve Akhilleus’un kibrinden bahseder, değil mi küçük dostum? Ama kimse sana Helikaon’un o surların içinde nasıl bir boğulma hissettiğini anlatmaz. O, Antenor’un oğluydu; yani kralların oyun masasında bir piyon, babasının siyasi hırslarının sessiz gölgesi. Laodike ile birleşen kaderi, sarayların soğuk taşları arasında bir sevgi arayışıydı sadece.
Görüyor musun evlat, otorite dediğin şey, tıpkı o yıkılan surlar gibi, önce kendi içindekileri ezer. Helikaon’un hikayesi bir zafer değil, bir hayatta kalma sanatıdır. O, savaşı kazananların değil, o savaşta her şeyini kaybedip "başka bir yerlerde" kendine yeni bir yol çizenlerin sessiz fısıltısıdır. Babası Antenor ve Pulydamas ile kuzey İtalya’nın sisli kıyılarına yürüdüğünde, yanında ne altınları vardı ne de krallık hırsı; sadece yıkımın getirdiği o ağır, hüzünlü özgürlük vardı.
Biliyor musun sevgili yolcum, dünya sana her zaman güçlülerin "şanlı" olduğunu öğretmeye çalışacak. Ama gerçek, Helikaon’un attığı her adımda saklı. O, kralların hata yapma lüksünü ödeyen o isimsiz kalabalıklardan biriydi. Kendi yuvasını kendi elleriyle yakıp gitmek zorunda kalan, aslında tüm kralların zincirlerini o yanan surlarla birlikte geride bırakan bir adam.
Sana öğütlediğim tek şey şudur güzel çocuğum: Tarih kitaplarında "göç etti" denilen her insanın ardında, yıkılmış bir hayal ve kendi hayatının efendisi olmaya çalışan hüzünlü bir ruh vardır. Kimsenin "kahraman" dediğine körü körüne inanma; bazen en büyük bilgelik, o görkemli krallıkların kapısını usulca arkandan kapatıp, kendi yolunu çizmek için kuzeyin soğuk rüzgarına göğüs germektir.
Şimdi git; ama unutma, gerçekler her zaman kralların tahtlarının altında değil, o tahtlardan kaçıp gidenlerin ayak izlerinde gizlidir.