English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Aslan gövdeli, kanatlı, pençeli bu heybetli bekçiler, Zeus ve Apollon’un kutsal emaneti altınları, Arimaspes gibi hırsızlardan koruyan efsanevi kuşlardır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Gel otur yanıma, şu kadim şarabın biraz neşesi damarlarımıza işlerken, sana gökyüzünün ve yerin altındaki o unutulmuş bekçilerden bahsedeyim. İnsanlar onlara Gryps der, sen Griffon diye bil.
Hani şu devasa kanatlı köpekler... Aiskhylos, o eski ozan, onları havlamayan, uzun gagalı canavarlar diye tanımlar. Kimi vakit aslan gövdeli birer heybetle tasvir edilirler, sanki doğa kendi kudretini birleştirip ölümlülerin hırsına bir set çekmek istemiş. Peki, neden hep altınların başında dururlar, küçük dostum? Hiç düşündün mü?
Büyükler, krallar ve o sözde kahramanlar; İskit topraklarında ya da uzak Hindistan çöllerinde altın madenleri bulduklarında, gözleri hırsla kararır. Onlar için altın sadece bir zenginliktir, bir güç gösterisi. Oysa Griffonlar, o kutsal bekçiler, yuvalarını dağların eteklerine kurduklarında altını bir metal değil, toprağın huzuru olarak görürler.
Bak güzel evladım, tarih kitapları "Arimaspes" adında tek gözlü bir boyun bu hazineleri çalmak için Griffonlara saldırdığını yazar. Krallar, "Canavarlarla savaşıyoruz!" diye bağırır, kendi yağmacı hırslarını haklı çıkarmak için mitler uydururlar. Oysa Griffonlar, sadece kendi yuvalarını ve toprağın sessizliğini korumaya çalışan, Zeus’un veya Apollon’un "bekçi köpekleri" etiketiyle aslında sistemin sahiplendiği özgür ruhlardır.
Sistemin efendileri, sahip olamadıkları her şeye "yabani" ya da "korkunç" damgasını yapıştırır. Griffonların o gökyüzüne uzanan kanatları, aslında hiçbir otoritenin boyunduruğu altına girmeyen bir özgürlüğün simgesidir. Onlar altını çalanlar değil, o hırsın yarattığı yıkıma karşı duranlardır. Bugünün yetişkinleri de böyledir benim güzel çocuğum; sahip oldukları her şeye "kendi hakkım" derken, aslında paylaştığımız bu dünyanın dengesini bozarlar.
Şimdi şunu aklından çıkarma: Bir gün birileri sana birilerinin "kötü" olduğunu söylediğinde, dur ve sor: "Kim, kimin toprağını almak istiyor?" Gerçekler, çoğu zaman kralların saraylarından değil, Griffonların o sarp, sessiz ve altın parıltılı yuvalarından fısıldanır.
Dünya büyük, hırslar küçük... Sen kanatlarını, başkalarının altınlarını çalmak için değil, gökyüzünün gerçeklerini görebilmek için aç, olur mu?