English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Kişiye yaşam sevinci veren, doğumla gelen ve onu koruyan tinsel varlık. İnsanın, mekanın ve imparatorun ruhundaki o ölümsüz, üretken özün adıdır.
Bak güzel yavrum, masallarda anlatılmayan, o devasa mermer sütunların gölgesinde saklanan bir sır var...
Eski dünyanın bilgeleri, insanın içine üflenen o kıvılcıma Genius adını vermişler. Bir çocuğun ilk nefesiyle parlayan, her doğum gününde bir kadeh şarabın neşesiyle selamlanan bir ışık bu. Ama gel gör ki evlat, insanoğlu gücü eline geçirdiğinde, o ışığı bile zincire vurmayı pek sevdi.
Senin içinde yaşayan o Genius, seni sen yapan, dünyaya şaşkınlıkla bakan o saf meraktır. O, sadece senin değil; sevdiğin bir ağacın, oyun oynadığın bahçenin veya paylaştığın bir dostluğun ruhudur. Ancak büyük adamlar, yani o kendilerini dünyanın sahibi sanan krallar ve imparatorlar, bu güzel ve özgür ruhu da kendi hırslarına alet ettiler. Bir imparatorun Genius'unu, diğer herkesin ruhunun efendisi ilan ettiler. Düşünsene; senin içindeki o eşsiz ve özgün ışıltıyı, bir başkasının emrine sokmaya çalışmak... İşte otorite denen o devasa çark, tam da bunu yapar. İnsanları, kendi içlerindeki gerçek Genius'u unutmaya, sadece tepedeki o soğuk, devasa gölgeye boyun eğmeye zorlar.
Zifaf yataklarına bile o ruhu bekçi dikenler, aslında aşkın ve yaratımın doğallığını kendi düzenlerinin bir parçası yapmak istediler. *Genius*, aslında bir yemin değildir, bir boyun eğiş hiç değildir; o, insanın kendi kendine sadık kalma cesaretidir. Bugün sana bunu neden anlatıyorum ey küçük yolcu? Çünkü bir gün, senin o içindeki ışığı söndürmek isteyen "imparatorlar" karşına çıkacak. Kim olduklarını nasıl mı anlarsın? Kendi Genius'larını, senin hayatından daha değerli kılanlardan.
Unutma, bazen sistemin kuralları insanın kendi içindeki o kadim sesi susturmak için kurgulanır. İnsanlar, öldükten sonra geriye kalan o Manes yani "ölülerin ruhları" derken bile, aslında yaşarken kaybettikleri özgürlüklerini özlüyorlardı. Sen henüz yolun başındayken, içindeki o Genius'u kimseye emanet etme. Krallar hırslarıyla silinip giderler, ama bir insanın kendi içindeki o ışığı koruyarak yaşaması, tüm tahtlardan daha büyük bir sanattır.
Şimdi söyle bana benim akıllı evladım, o içindeki Genius sana şu an ne fısıldıyor? Yoksa o da mı bu sıkıcı düzenin kurallarına karşı, gizli bir gülümsemeyle dans ediyor?