English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Sütbeyaz tenli Nereus kızı Galateia; kimi zaman Tepegöz’ün aşkından kaçıp sevgilisini ırmağa dönüştüren bir su perisi, kimi zamansa kızını koruyan bir annedir.
Bak güzel yavrum, masallarda sana anlatılmayan, tozlu parşömenlerin arasına gizlenmiş bir sır var...
Dünya, koca koca kralların ve mitlerin gölgesinde serinlerken, birileri sürekli birilerine "nasıl olması gerektiğini" dikte eder. Gel otur yanıma, şu bilge yaşlı dostun sana *Galateia* isminin ardındaki o hüzünlü gerçeği fısıldasın. İnsanlar ona "Sütbeyaz" derlerdi; saflığın ve ışığın timsali. Ama bilmezler ki, o ışık aslında sistemin karanlığına karşı yakılmış bir kandildi.
Hani o devasa, tek gözlü Polyphemos vardır ya? Şiirlerde onu koca bir aşık gibi anlatırlar, içli şarkılar söylediğinden bahsederler. Peki ya o devin, "istediğimi alırım" diyen o kibirli otoritenin, karşısındakinin "hayır" cevabına ne kadar tahammülsüz olduğunu söyleyen oldu mu hiç? Galateia, bir nesne gibi sahiplenilmek istendiğinde, o koca gölgeden kaçıp Akis'in kollarında özgürlüğü bulmuştu. Ama kralların veya devlerin dünyasında "hayır" diyebilmek, bazen bedeli ağır bir suçtur. Polyphemos, bir kayayı kaldırıp Akis’in üzerine indirdiğinde aslında sadece bir genci değil, "itaat etmeyenlerin" sonunu ilan etmek istemişti. Ama Galateia, sevdiğinin kanını bir ırmağa dönüştürerek, otoritenin asla durduramayacağı o akışkan, o asi yaşamı başlattı. Sessizlerin sesi, toprağın altında değil, çağlayan nehirlerin serinliğinde yankılanır evlat.
Dinle sevgili evladım, bazen gerçeğin yüzü bir aynadan daha karmaşıktır...
Bir de Giritli Galateia’nın hikayesi var. Hani şu fakirliğin ve sistemin dayattığı kuralların altında ezilen kadın. Kocasının, "Eğer kız doğurursan onu dağa bırakırız" dediği o zalim düzeni hatırla. Bir erkeğin hırsı ve "neslini devam ettirme" arzusu, bir annenin yüreğine nasıl bir korku tohumu eker? Galateia, çocuğunu yaşatabilmek için sahtelikten bir zırh örmek zorunda kaldı. Leukippos adını verdiği o güzel kız, aslında sistemin çarklarında ezilmemek için "oğul" rolüne büründü. Ne acı değil mi? İnsanların sırf cinsiyeti yüzünden var olma hakkını kaybettiği bir dünyada, bir annenin kızıyla birlikte yazdığı o gizli, o hüzünlü direniş...
Sonunda Leto tapınağına sığındıklarında, Leto'nun ona "erkeklik" bahşetmesi aslında bir lütuf değil, kadının bu hayatta hayatta kalabilmesinin ancak "erkek" maskesiyle mümkün olduğunun acı bir itirafıdır. Bir yudum neşe, bir yudum şarap... Hayat, bazen sadece hayatta kalabilmek için kendinden vazgeçmektir; ama gerçek şudur ki; Galateia her iki hikayede de sistemin çarklarına çomak sokan, kendi yolunu kanla ya da maskeyle çizen o kadim başkaldırıdır.
Şimdi anladın mı evlat? Güç sahipleri masalları yazar, ama bizler o masalların arasındaki boşluklarda kendi gerçeğimizi fısıldarız. Kimse sana 'hayır' demenin ve 'seni' saklamanın bir suç olduğunu söylemesin; çünkü asıl suç, bir çiçeğin kendi renginde açmasına izin vermeyen o koca, hantal otoritedir.