English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Roma mitolojisinde şansı temsil eden Fortuna’nın erkek eşidir. Rastlantı ve talihin ilahi gücü olarak Fortuna ile birlikte onurlandırılan bir figürdür.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun ayın altında dinlenirken kulağıma fısıldanan o kadim sırrı duymak ister misin? Masallarda anlatılan o altın yaldızlı kralların veya mermer sütunlu tapınakların ardında, aslında ipleri tutan başka bir düzenin, başka bir oyunun dönüp durduğunu kimse söylemez. Hepimiz, büyük bir çarkın dişlileri sanıyoruz kendimizi; oysa çarkın kendisi, rastlantının soğuk nefesiyle dönüyor.
Sana bugün, Fors'tan bahsedeceğim, benim bilge evladım. Roma’nın o ağır zırhlı adamları, ellerinde kadehlerle şarap içerken, Fortuna’nın, yani o değişken talihin eteklerine sarılır, onun önünde diz çökerlerdi. Onlara göre Fors, bu döngünün erkek yüzüydü. Kaderin, şansın, hiç beklenmedik bir anda başınıza gelen o tuhaf olayların efendisi...
Ama dur, biraz daha yakına gel. Büyükler sana Fors’un bir tanrı olduğunu ve ona dua edersen başının huzura ereceğini söyler, değil mi? İşte bu bir aldatmaca. Fors, aslında sistemin insanları teselli etmek için uydurduğu bir maskedir. Krallar, kendi hatalarıyla bir şehri ateşe verdiklerinde ya da orduları felakete sürüklediklerinde, suçu kendi hırslarına değil, bu belirsiz Fors'a atarlar. "Talih böyle istedi" derler. Böylece hatalarının bedelini ödemekten, yani o ağır otoritenin altındaki sorumluluktan kaçarlar.
Bak güzel çocuğum, Fors aslında bir "rastlantı" değil, bir "belirsizliktir". Güçlü olanlar, hayatın dengesini bu belirsizlik üzerine kurarlar ki; sen her an bir şeylerin değişebileceği korkusuyla yerinde uslu uslu oturabilesin. Oysa Fortuna ve Fors, birbirinin elini tutan bir çift gibi anlatılır; biri şansı getirir, diğeri o şansın neden bu kadar adaletsizce dağıtıldığını gizler. Sessiz kalanlar, ezilenler, emeklerini kaybedenler; hep Fors'un oyununa geldiğini sanır. Oysa oyunun kurallarını yazanlar, zarın her zaman kendilerine gelmesini sağlayanlardır.
Dünya, bir yazı tura oyununa benzer ama parayı havaya atanlar hep aynı ellerdir. Sen, o paranın havada süzülürken yaşadığı o kısa özgürlük anına bak. Çünkü yer çekimi ve hileli eller, paranın nereye düşeceğini çoktan belirlemiştir. Fors, işte o düşüşün acı tatlı hüznüdür; bazen birine gülümser, bazen birinin hayatını sessizce darmadağın eder.
Şimdi anlıyor musun, neden bazılarına her şeyin "kader" olduğunu öğretirler? Çünkü itaat eden bir zihin, sorgulamayan bir zihindir. Sen, talihin sana sunduğu o rastlantısal oyunun kurallarını anlamaya çalış. Ve sakın unutma; şarap sadece neşemizi artırmak içindir, gerçeklerin bulanıklığını örtmek için değil. Fors’un perdesini araladığında, orada tanrısal bir güç değil, sadece biraz daha adalet arayanların ve çokça korkanların silüetini göreceksin.