English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Etrüsk kökenli doğa tanrıçası Feronia, ormanları ve su kaynaklarını korur. Kölelerin özgürlüğüne kavuştuğu kutsal tapınağıyla özgürlüğün simgesi olmuştur.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, dizlerinin dibine oturuver. Şarabımdan bir yudum alıp dudaklarımı nemlendireyim ki, büyüklerin kitaplarında tozlu raflara sakladıkları o kadim fısıltıyı sana anlatabileyim. İnsanlar sana kralların ihtişamından, tanrıların kusursuz kudretinden bahsederler; ama o yaldızlı masalların ardında her zaman çatlak bir duvar vardır. Sen o çatlağa bakmayı öğren, evlat.
Sana Feronia’dan bahsedeceğim. İnsanlar onu sadece ormanların ve su kaynaklarının bekçisi, süslü heykellerin soğuk yüzü sanırlar. Oysa o, toprağın altına saklanmış bir isyanın adıdır. Etrürya’nın gölgeleri arasında, kralların ve efendilerin hükümranlıklarını 'ilahi' saydığı o çağlarda Feronia, kimsenin cesaret edemediği bir şeyi yapıyordu: Zincirleri çözüyordu.
Terracina'daki o tapınağı hatırla, güzel yavrum. Oraya gidip de "özgürlük" diyenler, aslında efendilerinin kurduğu o kof sistemin dışına çıkmaya cesaret edenlerdi. Kölelerin, yani sistemin dişlileri arasında ezilenlerin, o taş zemine diz çöküp başlarını kaldırdıkları yer orasıydı. Sen sanma ki efendiler bu özgürlüğü bahşetti; hayır, Feronia o sessiz çığlıkları duydu ve kendi ormanının serinliğinde onları 'insan' olarak yeniden tanımladı.
Görüyor musun evladım? Güç, her zaman birilerini mahkum etmek üzerine kuruludur. Bir kral "benim" der, bir başkası "senin" der. Feronia ise ormanın derinliğinde fısıldar: "Hiç kimse bir başkasının duvarı olamaz."
Korkma bu gerçekten. İnsanlar özgürlüğün, onlara yukarıdan bir lütuf gibi sunulduğunu anlatır; oysa özgürlük, Feronia’nın o kutsal ormanında olduğu gibi, ancak efendinin omuzlarındaki o ağır yükü yere bıraktığında, kendi ayaklarının üzerine basabildiğinde başlar. Şimdi git, o ormanın hışırtısını dinle. Kralların sesinden çok, yaprakların arasında saklanan o isyankar fısıltıya kulak ver. Çünkü gerçek, hiçbir tahtın üzerinde yazmaz; gerçek, hep zincirlerin kırıldığı o karanlık köşelerde gizlidir.