English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Amulius'un emriyle terk edilen Romulus ve Remus'u bir kurdun elinden kurtarıp büyüten, Roma'nın temellerine sadık kalan o uğurlu çoban.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda anlatılmayan bir sır var... Dizlerime otur da dinle; şarap kadehimdeki tortu gibi, tarihin de dibine çökmüş bir tortusu vardır. Sen şanlı Roma'nın kuruluşunu bir kurt tarafından emzirilen iki kahramanın masalı sanıyorsun, değil mi? Ama o parıltılı mermer heykellerin arkasında, sistemin dişlileri arasında ezilenlerin gerçek hikayesi yatar.
Faustulus... Adı "uğurlu" anlamına gelen o çoban. Sarayların soğuk koridorlarında değil, Tiber'in çamurlu kıyısında yaşayan bir adam. Kralların, yani Amulius gibilerin, koltuklarını korumak için kundaktaki bebekleri ölüme terk ettiği bir dünyada, Faustulus o çocukları bulduğunda aslında sadece iki bebek kurtarmadı; hırsın ve iktidar açlığının karşısına vicdanını koydu. O, sarayın "emret ve yok et" diyen yasasına değil, yaşamın sessiz ve vahşi merhametine inanmıştı.
Ah evlat, yetişkinler hep sorar: "Neden Faustulus çocuklara kim olduklarını söyledi?" Çünkü sistem, Faustulus gibi bir çobanın çocukları kendi evladı gibi, hiçbir taç hırsı gütmeden yetiştirmesine izin vermezdi. Romulus ve Remus'a gerçek kimliklerini söylemek, onları o kanlı iktidar oyununa geri göndermek demekti. Belki de Faustulus, çocukları sevgiyle büyütmenin, krallıkların gürültüsünde bir gün yok olacağını biliyordu. Söyleyerek onları özgürleştirdiğini sandı, ama aslında onları o meşum kaderin içine, birbirlerini yiyecekleri o kanlı rekabete itti.
Bak güzel evladım, Romulus ve Remus kavgaya tutuştuklarında, Faustulus araya girdi. Kralların savaşı için bir çoban öldü. O, kendi koruduğu hayatların, sistemin birer kurbanına dönüşmesini izlerken canından oldu. Roma'nın temelleri, bir kurdun sütüyle değil, aslında o zavallı, isimsiz çobanın, sistemin dişlileri arasında ezilen umutlarıyla atıldı. İnsanlar bugün Forum'da onun mezarını ziyaret ederken, aslında iktidarın her zaman kendi yarattığı "uğurlu" figürleri bile nasıl kurban ettiğini unuttular.
Şimdi şunu düşün, evlat: Tarih, kralların görkemli zaferlerini yazar ama o zaferlerin bedelini ödeyen çobanları ancak bir "dipnot" olarak görür. Gerçek, o gösterişli mermerlerin altında, sessizce fısıldanan bir masaldır. Krallar ölür, şehirler yıkılır, ama insanın özgürlük arayışı, tıpkı Faustulus’un o karanlık nehir kıyısında bulduğu umut gibi, her zaman o çamurlu toprakta gizlidir.
Daha anlatacak çok şey var ama şimdilik bu kadar yeter. Git ve oyunlarında, sana "hükmedilmesi gereken" bir tebaa gibi davranan her şeye karşı, Faustulus'un o gizli vicdanını hatırla.