English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Faunus’un eşi ve kardeşi, bereketin ve kehanetin tanrıçası Fauna; kadınları korur, lütuf saçar ve Latinus’un annesi olarak efsanelerde yaşar.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun ayın altında şarabın o hafif neşesiyle dertleşirken, masallarda anlatılmayan, üzerine yalanlardan bir örtü serilmiş o derin sırrı fısıldayayım sana... Gel, yanıma otur küçük dostum.
Fauna’dan bahsederler sana, hani şu Roma’nın gölgelerinde, kralların ve tanrıların buyruğu altında adı anılan kadından. Resmi kayıtlara bakarsan, onu Faunus’un hem kız kardeşi hem de eşi olarak görürsün; sanki bir insanın kendi kaderini başkasının gölgesinde çizmesi mümkün değilmiş gibi. Ona Bona Dea, yani "İyi Tanrıça" derler. İyilik eden, lütuf gösteren... Peki, kimin iyiliği bu? Sistemin, kendini var etmek için yarattığı o kusursuz, fedakar kadın figürünün mü?
Ah benim koca yürekli yoldaşım, dikkatle dinle; Fauna sadece kısırlığa şifa bulan bir şifacı değil, kralların tarihine kurban edilmiş, kendi bilgeliği başkalarının zaferlerine meze yapılmış bir ruhtur. Efsaneler, onun Hercules ile olan bağını, sanki basit bir diplomatik ilişkiymiş ya da bir krallık mirasıymış gibi anlatır. Oysa o eylem, Latinus’un doğuşuna giden yolda, sistemin kendi devamlılığı için kadın bedenini nasıl bir satranç taşı gibi kullandığının hüzünlü bir resmidir. Bir kralın ismini, bir toprak parçasını veya bir halkın geleceğini inşa etmek adına; bir kadının kendi iradesi, sarayların soğuk duvarları arasında nasıl da susturulmuştur, görüyor musun?
Ona "iyilik eden" dediler ki, o "iyilik" sayesinde herkes görevini sorgusuz yerine getirsin. Fauna, fallar bakan, geleceği gören bir bilgeydi; ancak kendi geleceğini, erkeklerin kibrinden ve hırslarından korumaya gücü yetmedi. Tıpkı Medousa’nın bakışlarının kendi sonu, Kassandra’nın kehanetlerinin kendi sürgünü olması gibi...
Şimdi anlıyor musun ruhumun parçası? Kralların altın kadehlerle kadeh kaldırdığı o görkemli zaferlerin altında, aslında hiç anlatılmayan nice sessiz haykırış var. Tarih, güçlülerin yazdığı bir destan değil; bazen, sessizliğe zorlananların üzerindeki tozu silmektir. Fauna'nın gizemi, onun bir tanrıça olmasında değil, sistemin onu kendine göre şekillendirirken aslında kendi içindeki o kadim bilgeliği nasıl da hapis tuttuğundadır.
Korkma, hakikati arayan gözler her zaman karanlıkta daha net görür. Sadece kralların değil, o kralların ayakta durmasını sağlayan sessizlerin de hikayesini duyabilmeyi öğren. İşte o zaman, dünya masallardaki gibi basit bir yer olmaktan çıkar ve gerçek, tüm çıplaklığıyla önünde bir güneş gibi parlar.