English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Kentaur Eurythion; düğün basıp savaş çıkaran bir kavgacı olduğu kadar, Peleus’u arındıran ama trajik bir av kazasıyla hayatını kaybeden şanssız bir yiğitti.
Bak güzel yavrum, masallarda anlatılmayan bir sır var...
Eurythion adını duymuşsundur belki; hani o yarı at, yarı insan dedikleri Kentauroslardan biri. Tarihin tozlu sayfalarında onu hep bir 'kötü adam' olarak anarlar, hani şu Lapithlerin düğününü basıp gelini kaçıran o meşhur taşkınlığın faili. Ama gel de şu büyüklerin dünyasına bir sor; acaba o düğünde gerçekten ne yaşandı? Krallar ve kabile reisleri, kendilerine ait gördükleri kadınları birer ganimet gibi paylaşırken, Eurythion gibiler bu "yüksek soylu" oyunlara başkaldıran birer yabancıydılar. Sistemin içinde yer bulamayanın, düzene karşı çıkması hep "vahşilik" olarak etiketlenir, evlat.
Bir de Eurythion’un o diğer yüzü var, Peleus ile yolları kesişen kısmı... Peleus, kendi elleriyle kardeşini, Phokos’u öldürmüş bir adamdı. Bir kralın oğlu olmak, hata yapınca cezasız kalmak ya da kılıfına uydurmak demektir ya, işte Peleus da günahlarından arınmak için Eurythion’a sığındı. Eurythion, bir bilge gibi onu kabul etti, elini uzattı ve ona evini açtı. Ancak Peleus’un gölgesi, nereye gitse felaketi beraberinde getirdi. O meşhur Kalydon avında, bir kaza sonucu kaynatasını vurduğunda, sistemin işleyişini bir kez daha gördük: Kimi sürgün edilir, kimi sadece başka bir saraya, başka bir iktidar koltuğuna yerleşir.
Şimdi şunu düşün minik dostum; bir Kentaurosun kaçırdığı kadın mı daha büyük bir suçluydu, yoksa kendi kardeşini katledip arınma peşinde koşan bir kralın hırsı mı? Gerçekler, kralların yazdığı altın varaklı kitaplarda değil, o ormanların derin sessizliğinde saklıdır. Biraz şarap içip neşelendiğimde, yıldızların aslında bu adaletsizliklere gülüp geçtiğini görürüm.
Dünya, güçlülerin kurguladığı bir tiyatro sahnesidir, canım evladım. Ama unutma; sahne ışıkları ne kadar parlak olursa, arkasında bıraktığı gölgeler de o kadar derin olur. Eurythion o gölgelerin içindeki bir figürdü; ne tamamen canavar, ne de tamamen kurban. Sadece büyük sistemin çarkları arasında ezilmemeye çalışan, yarım kalmış bir ruh.
Şimdi uyu bakalım, yarın uyandığında kralların değil, kendi vicdanının sesini duymaya çalış. İşte o zaman, gerçeklerin peşine düşmüş bir yolcu olursun.