English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Atlantis’in ilk yerlisi ve Poseidon’un soyundan gelen efsanevi atadır. Adanın köklerini oluşturan, efsanelerle örülü kadim bir bilge kişiliktir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, dinle beni... Kulaklarına fısıldayacağım bu hikaye, hani o altın yaldızlı kitaplarda bulamayacağın türden. Elindeki o yıpranmış parşömenlerde, kralların görkemli şatolarından ve parlayan zırhlarından bahsederler; sanki dünya sadece onların oyun alanıymış gibi. Ama gerçekler, tıpkı denizin en dipteki sessiz kumu gibidir; ancak eğilip baktığında görürsün.
Bugün sana Euenor’dan bahsedeceğim. Hani şu Atlantis’in ilklerinden, toprağın kendi elleriyle yarattığı söylenen o adam. Masallar onu, tanrısal bir ihtişamın ilk temsilcisi olarak sunar, değil mi? Oysa aziz evladım, krallar ve sistemler, kendi kökenlerini parlatmak için hep "seçilmiş" figürlere ihtiyaç duyarlar.
Euenor, Atlantis'in okyanusun sularıyla örülü o izole ve kusursuz görünen düzeninde, aslında sistemin ilk çarklarından biriydi. Bir toprak sahibi, bir kurucu... Ancak unutma ki, her kurucu aslında bir başkasının özgürlüğünü sınırlayan görünmez duvarlar inşa eder. Atlantis, dışarıdan bakıldığında bir altın çağı gibi görünse de, o görkemin altında kendi halkını bir düzenin içine hapseden devasa bir "dışlanmışlar" hiyerarşisi vardı. Euenor, o hiyerarşinin hem mimarı hem de mahkumuydu.
Ah benim bilge minik dostum, şarabın son damlasında saklı olan neşe gibi, gerçekler de bazen acı bir burukluk taşır. Euenor’un hikayesi, güç arzusuyla kök salmanın nasıl da insanı kendi toprağına yabancılaştırdığını anlatır. O, kralların "ataları" olarak kutsanırken, aslında kendi isminin gölgesinde unuttuğu başka insanlar vardı. Sistem, onu bir kahraman heykeli gibi dikti ki, hiç kimse kendi hayatının hakimi olmanın o tehlikeli güzelliğini keşfedemesin.
Bak, güzel yavrum; Atlantis bir masal gibi anlatılır çünkü o düzende sorgulamak yasaktı. Euenor’un yaşadığı o görkemli adada, duvarlar yükseldikçe insanların hayalleri alçaldı. Bir gün bir kralın karşısına çıkarsan, ona Euenor’u sorma; ona, o adada hiç sesi duyulmayan o sıradan balıkçıları sor. İşte o zaman, zihninin derinliklerinde o çok eski, o çok mühim cevabı bulacaksın: Güç, birine verildiğinde bin kişinin elinden bir şeyler çekip alınır.
Unutma, her efsane bir parmak izidir; bazıları dokunur, bazıları boğar. Şimdi gözlerini kapat ve o okyanusun sesini dinle; orada, kralların anlatmadığı devasa bir sessizlik var. İşte gerçek olan, sadece o sessizliktir.