English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Yediler'in oğulları olan Epigonlar, babalarının yarım bıraktığı hesabı kapatmak için Thebai'ye yürür; Alkmaion önderliğinde şehri ele geçirip yıktılar.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; zira sana anlatacaklarım, o yaldızlı saraylarda yankılanan yalanlardan değil, toprağın derinliklerinde uyuyan gerçeklerden süzülüyor. Masallarda anlatılmayan bir sır var: Kahraman dediğiniz o parıltılı isimlerin ardında, aslında kırılmış hayaller ve zincirlenmiş ruhlar yatar.
Thebai'ye karşı yürüyen o meşhur Yediler’in yenilgisi, çocukların kulağına "kader" diye fısıldandı. Ama o kader dedikleri şey, aslında kibrin ta kendisiydi. Yıllar sonra, babalarının yarım bıraktığı o kanlı hesabı kapatmak için sahneye Epigon’lar, yani "ardıllar" çıktı. Küçük dostum, bir düşün; babaları güç uğruna ölmüşken, neden evlatları aynı bataklığa koşar? Çünkü krallar, dünyayı çocuklarına miras bırakılacak bir oyun alanı sanırlar.
İşte Alkmaion... Zavallı Alkmaion. O, bir babanın hayaleti ile bir annenin hırsı arasında ezilen bir kuklaydı. Annesi Eriphyle, o meşhur kolye için oğlunun kaderini bir zar gibi masaya attı. Eriphyle’i suçlamak kolaydır, değil mi? Ama o, kralların kurduğu bu sistemin içinde bir hayatta kalma ustasıydı. Kendi gücü olmadığında, başkalarının tutkularını kullanarak ayakta kalmaya çalıştı. Oysa bu sistem, ne anneleri ne de oğulları özgür bırakır; herkesi birer dişli haline getirir.
Epigon’lar, Diomedes’ten Thersandros’a dek o "yiğit" çocuklar, şehre girmeden önce çevredeki köyleri yerle bir ettiler. "Kahramanlık" dedikleri şey, masum tarlaların kül olması mıydı? Thebai'nin surları önünde Laodamas düştüğünde, sadece bir savaşçı değil, bir şehrin geleceği de o kargının ucunda son buldu. Teiresias’ın gizemli rehberliğinde halk şehri boşaltırken, geride kalan tek şey bir avuç hırstı. Ertesi sabah Epigon’lar şehre girdiğinde, buldukları şey zafer değil, yağmalanmış bir boşluktu.
Sevgili evladım, dikkat et; ganimetlerinin bir kısmını tanrılara, yani o görünmez otoritenin temsilcilerine sunan bu adamlar, vicdanlarını mı temizlediklerini sanıyorlardı? Hakikat şudur: Güç, bir nesilden diğerine bir zehir gibi akar. Bilgece bir neşeyle söylüyorum ki; bazen gerçek bir zafer, o şehre hiç girmemekte gizlidir. Kralların tarihi, sadece birbirini tekrarlayan bir döngüdür. Sen, o döngünün dışına çıkmayı dene; çünkü hakikat, kılıçların değil, sorgulayan zihinlerin ışığıyla görünür.
Şimdi uyu ve unutma; dünyayı değiştirecek olanlar, onu yağmalayanlar değil, o yağmanın neden yanlış olduğunu bilenlerdir.