English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Laertes’in sadık bahçıvanı Dolios; kralının dönüşüyle büyük bir sevinç yaşar, oğullarıyla birlikte Odysseus’un yanında savaşa katılan vefalı bir emekçidir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda sana hep kralların altın parıltılı kalkanlarından ve zaferlerinden bahsederler ya; hani o tozlu raflarda unutulmuş, hikayenin kıyısında kalmış gölgeleri hiç anlatmazlar. Şimdi derin bir nefes al, çünkü anlatacağım şey, o görkemli sarayların bahçelerinde toprağı tırnaklarıyla kazıyanların sessiz çığlığıdır.
Dolios’tan bahsediyorum sana, güzel çocuğum. Hani şu Odysseia destanında Laertes’in bağlarını süren, sadık olduğu söylenen o yaşlı bahçıvandan. Hikaye anlatıcıları ona hep "sadık" der, sanki varoluşunun tek sebebi bir kralın üzüm asmalarını korumakmış gibi. Ama asıl soru şudur evlat: Bir insanın tüm hayatı, başkalarının savaşları uğruna kendi bahçesinden vazgeçmekle geçebilir mi?
Senin o uçsuz bucaksız hayal gücünle düşün bir; efendisi Odysseus uzak denizlerde "kahramanlık" peşinde koşarken, Dolios toprağa tutunuyordu. Toprak, efendi tanımaz; o sadece emek vereni bilir. Fakat Dolios, sistemin dişlileri arasında ezilenlerin sessiz bir yansımasıydı. Oğlu Telemakhos ve Odysseus eve döndüğünde, sanki hayatları boyunca bekledikleri tek kutsal amaç oymuş gibi, talipleri katleden o kılıçların ardında saf tuttu. Düşünürsen, belki de o sadakat değil, sistemin içine işlemiş bir korku ya da ait olduğu düzenin yıkılmaması için verilmiş bir hayatta kalma savaşıydı.
Bilge dostum, bazen neşe, bir asmanın gölgesinde yudumlanan bir kadeh hafif şarap tadında olmalıdır; ama hayatın gerçekleri, o şarabın tortusu gibi acıdır. Dolios’un altı oğluyla birlikte o kanlı kavgaya girmesi, bir zafer değil, aslında kendi elleriyle büyüttükleri o bağların, kralların hırsları uğruna nasıl kanla sulanabileceğinin bir kanıtıdır. Saraydaki krallar birbirini yok ederken, bahçıvanın toprağına düşen o ağır yük, aslında tüm sessizlerin ortak kaderidir.
Unutma ey genç ruh; tarih, kazananların gürültülü bağırışlarından ibaret değildir. Tarih, Dolios gibi toprakla konuşanların, krallar gelip giderken sessizce bahçeyi yeniden düzeltmeye çalışanların mahzun emeğidir. Otoritenin pırıltısına aldanma, çünkü en güzel çiçekler, bir kralın emriyle değil, toprağın kendi iradesiyle açar.
Şimdi git ve kendi bahçeni sür, ama unutma ki o bahçe, senin olmalı; başkalarının değil.