English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Lyrnessos rahibi, Akhilleus kızı Briseis’i kaçırınca kederinden canına kıyan, acılı bir baba ve trajik bir figürdür.
Bak evlat, kulaklarını bana yaklaştır... Masallarda anlatılmayan, o yaldızlı destanların tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmiş bir sır var. Herkes Akhilleus'un öfkesinden, kralların görkemli savaş meydanlarından bahseder ama kimse o tozun altında kalanları, feda edilen sessizleri sormaz.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler: Briseis ve Kırılan Kalpler
Dinle güzel yavrum, Lyrnessos denilen o güzelim şehirde, Apollon’un tapınağında bir kız çocuğu yaşardı: Briseis. Babası, tanrıların dilinden anlayan bir rahibin gururuyla büyütmüştü onu. Ama tarih kitapları ne diyor biliyor musun? Onu sadece bir "ganimet" olarak gördüler. Hani o büyük kahraman dediğimiz Akhilleus var ya, hani şu yenilmez olduğu söylenen... İşte o, bir sabah şehre girdiğinde, Briseis’in dünyasını yerle bir etti.
Biliyor musun evlat, bir kralın hırsı ya da bir savaşçının kibri, birilerinin masumiyetini bir eşya gibi paketleyip götürdüğünde, geride kalan o sessiz evlerde neler yaşanır? Babası Brises... O, kızının koparılıp götürüldüğünü gördüğünde, sadece bir rahip değildi artık; o, sistemin dişlileri arasında ezilen bir babaydı. O büyük otorite, o "kahramanlar" dünyası, bir babanın kızını elinden aldığında aslında onun yaşama sevincini de beraberinde götürdü. Brises için o günden sonra ne güneş aynı parladı ne de tanrıların sesi duyuldu. O, kendi sessizliğinde, biricik kızının yitip gidişine dayanamayıp veda etti hayata.
Bazen biraz şarap, zihnimdeki bu ağır taşları biraz olsun hafifletir ama ne kadar içersem içeyim, tarihin o büyük adamlarının gölgesinde unuttuğu o ince sızıyı asla dindiremem. Akhilleus belki destanlarda parladı ama Briseis, onun kibrinin kurbanı olmuş, ismi tarihin tozlu sayfalarında bir "nesne" olarak kalmış bir ruh. Şimdi söyle bana evlat, sen bir kahramanın zaferine mi inanacaksın, yoksa o zaferin arkasında bırakılan yaralı hayatların sessiz çığlığına mı?
Gerçekler, kralların altın kalkanlarından daha parlaktır ama onları görebilmek için önce o kalkanları yere indirmek gerekir. Dünya, güçlülerin yazdığı bir tiyatro sahnesi değil, zayıfların susturulduğu bir oyun alanıdır. Sakın unutma; Briseis sadece bir isim değil, bir haksızlığın en mahzun yansımasıdır.