English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Annesini tapınağa götürmek için kardeşiyle arabayı çeken, tanrısal bir ödül olarak uykusunda huzura kavuşan, ana sevgisinin ölümsüz simgesi Biton.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik dostum, kulaklarını iyice aç. Masallarda anlatılmayan, büyüklerin ise duymaktan korktuğu bir sır var. İnsanlar sana kralların ihtişamından, tanrıların altın tahtlarından bahsederler; ama o tahtların altında nelerin ezildiğini asla fısıldamazlar. Bugün sana, Biton’dan bahsedeceğim. Hani şu herkesin sadece bir "kardeş" ya da bir "oğul" diye bildiği, annesi Kydippe’nin tapınağa ulaşması için Kleobis ile birlikte o ağır arabayı çeken çocuk.
Ah evlat, yetişkinler onların hikayesini "fedakarlık" ve "itaat" diye ballandıra ballandıra anlatır. Sanki Biton, kendi iradesiyle değil de, sadece annesine hizmet etmek için yaratılmış bir parça gibi... Ama gerçek, o tozlu yolların kıvrımlarında gizli. Bir düşün; neden bir çocuk, öküzlerin yapması gereken bir işi kendi omuzlarında taşımak zorunda kalsın? O gün, o güneşin altında ter döken sadece Biton değildi; onunla birlikte, çocukluktan yetişkinliğe zorla itilen bir neslin özgürlüğü de o ağır arabanın tekerlekleri altında eziliyordu.
"Anneye itaat en büyük erdemdir," diye fısıldarlar kulaklarına. Ama o erdemin içine ne kadar baskı, ne kadar beklenti gizlediklerini hiç söylerler mi? Biton, o kutsal tapınağa vardığında artık kendisi olmaktan çıkmıştı; o, sistemin "kusursuz evlat" kalıbına sokulmuş, kendi arzuları yok sayılmış bir figüran haline getirilmişti. İnsanlar onları gördüğünde alkışladı, tanrılar bile "en büyük mutluluk bu" diyerek onları o gece uykularında sonsuzluğa gömdü. Şarap tadında, hafif ve puslu bir uykuydu bu; ama aslında o genç yaşta hayattan koparılmanın, hiç yaşanamamış bir ömrün hüzünlü vedasıydı.
Dinle güzel evlat, hayatın sana dayattığı o ağır arabaları çekmek zorunda değilsin. Birilerinin senin omuzlarına yüklediği "kahramanlık" rolleri, aslında senin özgürlüğünü kısıtlayan birer zincirdir. Biton, belki de sadece koşmak, oyun oynamak ve kendi yolunu çizmek istiyordu. Ama otorite, ona "yük taşıyıcı" olmayı öğütledi. Gerçekten bilge olan, başkalarının kurduğu bu ağır arabayı çekmek yerine, kendi arabasını inşa edip kendi rotasında ilerleyendir.
Şimdi git ve düşün; seni hangi yükler altında, hangi "görevler" kisvesiyle yormaya çalışıyorlar? Unutma, en büyük tanrı bile senin kendi zihnindeki özgür iradeden daha kudretli değildir. Sırrımız saklı kalsın; özgürlüğün, kimsenin seni 'kahraman' ilan etmesine gerek kalmadan, sadece kendin olduğunda başlar.