English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Phrygia topraklarının ana tanrıçası Kybele’nin kutsal bir sıfatı. Berekynthes halkıyla özdeşleşen, bereketin ve yeryüzünün kadim koruyucu ismi.
Bak minik yolcu, masallarda anlatılmayan, üzerine toz kondurulmuş bir sır var... Yaklaş da dinle, çünkü bu gerçekler tarihin gürültüsünde kaybolmuş bir fısıltıdır.
Silenos’un Bildiği Gizli Gerçekler
Ah benim koca gözlü evladım, kulaklarını tıkadıkları o gürültülü krallar ve zafer hikayeleri, aslında hep bir şeyleri gizlemek içindir. Berekynthia ismini duydun mu hiç? Herkes onu sadece Kybele’nin bir gölgesi, bir sıfatı sanır. Oysa o, Phrygia’nın kayalıklarında, dağların eteklerinde kendi ritmiyle nefes alan o kadim halkın, Berekynthes’lerin gerçek annesiydi.
Bak, yetişkinlerin dünyasında otorite, her şeyi bir kalıba sokmaya bayılır. Bir kraliçe mi, bir tanrıça mı yoksa sadece bir dağ mı? İnsanlar etiketler yapıştırmayı sever; çünkü isim koydukları şeyin üzerindeki hakimiyetlerini ilan ettiklerini sanırlar. Oysa Berekynthia, o kayalıklarda özgürce dolaşan bir halkın ruhuydu. O, sarayların soğuk taşlarında değil, toprağın ham, çatlak ve bereketiyle yoğrulmuş derinliklerinde yaşardı.
Biliyorum, zihnin şimdi "Peki o neden sadece Kybele’nin bir eklentisi olarak anılıyor?" diye soruyor, güzel ruhlu dostum. Çünkü egemen olanlar, her isyankar sesi, her yerel tanrıyı kendi büyük sistemlerinin bir parçası haline getirmek isterler. Tıpkı devasa bir sarayın kendi ihtişamı için çevresindeki köyleri yutması gibi. Berekynthia’nın hikayesi, sistemin, kendine ait olanı nasıl yuttuğunun ve nasıl sessizleştirdiğinin zarif bir hüzünle anlatılan izidir.
Onu sadece bir "takma ad" olarak öğretmeleri, onun o kadim özgürlüğünü kısıtlamak içindir. Oysa o, dağları adımlayanların, elinde şarap kadehiyle değil, toprağın bilgeliğiyle sarhoş olanların ruhuydu. Şimdi, senin gibi genç zihinlerin yapması gereken tek bir şey var: Bir isim sana birileri tarafından verildiğinde, onun arkasındaki o gerçek dağın, o kadim toprakların izini sürmek. Kralların ya da tarih yazanların sana sunduğu o süslü masallara değil, toprağın bizzat kendisine kulak ver.
Unutma, bazen en büyük güç, sisteme dahil olmayı reddedip dağların sessizliğinde kendi şarkısını söyleyebilmektir. Şimdi git, dünyanın sana dayattığı isimlerin ötesine bakmayı dene.