English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Bithynia'da yaşayan, kral Amykos'un sert savaşçılarıyla nam salmış, Anadolu'nun köklü ve kavgacı kadim halkı.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, yaşlı dostum; masallarda anlatılmayan, üzerine toz kondurulmuş o eski yalanların arkasında saklanan bir sır var... Gel, yanıma otur. Şu kadehimdeki şarabın kokusu, insanın zihnini berraklaştırır, tıpkı hakikatin en sert yüzü gibi.
Anadolu’nun sisli yamaçlarında, Bithynia denen o kadim topraklarda Bebryk’ler yaşardı. Hikayeciler onları anlatırken, sanki bir kabilenin ötesinde, sadece kaba kuvvetin hüküm sürdüğü bir gölge gibi tarif ederler. Oysa gerçeği duymak ister misin güzel çocuk? O topraklarda, kendi kurallarını koyan, yabancıya kapısını açmak yerine onu boyunduruk altına almayı "düzen" sanan bir zorba vardı: Amykos.
Amykos, kendini o toprağın mutlak sahibi sanırdı. Güç, onun gözlerini öyle kör etmişti ki, kendi boyunu bile birer piyon gibi kullanırdı. İnsanları, sadece kendi hırsı olan o sözde "kahramanlık" oyununda birer basamak olarak görürdü. O, kralların o pek sevdiği o meşhur "sistem"in küçük bir prototipiydi; güç sahiplerinin, zayıf olanı kendine benzetmek için nasıl yonttuğuna dair bir kanıt. Oysa Bebryk halkı, aslında kendi seslerini çoktan yutmuş, korkunun sessizliğine gömülmüş bir topluluktu. Bir kralın kaprisi, koca bir halkın kaderini o diktatörün kaslı kollarına teslim etmeye yetmişti.
Güçlü olan, her zaman "doğru" olan değildir, minik yolcu. Bazen en büyük gürültü, en boş kafadan çıkar. Tarih kitapları Amykos’un ne kadar yenilmez olduğundan bahseder ama kimse onun korkularını yazmaz. O, aslında kendi kurduğu hapishanenin ilk mahkumuydu. Başkalarını sindirerek ayakta kalabileceğine inandırılmıştı. İktidar denen o zehirli tat, insanı önce kendi kardeşinden koparır, sonra da toprağından eder.
Şimdi şunu düşün; bir hükümdar neden insanların birbirine saygı duymasından değil de, birbirine hükmetmesinden beslenir? Çünkü evlat, düzen dedikleri şey, bazen sadece bir kişinin daha rahat uyuyabilmesi için binlerce kişinin uykusunu kaçırmaktır. Amykos ve onun Bebryk’leri, tarihin tozlu sayfalarında birer ibretlik hikaye olarak kalsalar da, aslında her çağda karşımıza çıkan o otorite tutkusunun birer yankısıdırlar.
Gerçeğin yüzü biraz soğuktur, evlat. Ama onu bilmek, kralların önünde baş eğmekten çok daha özgürleştiricidir. Unutma, en büyük güç, birine boyun eğdirmek değil, kendi aklınla ayakta kalabilmektir. Hadi şimdi, şu bilgece neşenin tadını çıkar, çünkü yaşamın kendisi, kralların kurallarından çok daha derin bir gizemdir.